SEARCH RESULT

Year

Subject Area

Broadcast Area

Document Type

Language

3 results listed

2019 Bir Klasik Olan Nesefî Tefsirinde Yûsuf Sûresi/Kıssası

Ebu’l-Berekât en-Nesefî h. VII. asırda Mâverâu’n-Nehr bölgesinde yetişmiş büyük sîmalardan biridir. Siyasî istikrarsızlıkların bulunduğu bir dönemde yaşamasına rağmen fıkıh, kelâm ve tefsir ilimlerine dair eserler vermiş çok yönlü bir âlimdir. Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl isimli tefsiri gerek fıkıh gerekse kelâm ilmi bakımından son derece önemlidir. Nesefî bu tefsiri, âdeta Ehl-i Sünnet dışında kalan mezheplere cevap vermek amacıyla telif etmiştir. Özellikle Mu’tezile mezhebine cevap vermek için büyük bir çaba sarf etmiştir. Onun tefsiri Zemahşerî’nin el-Keşşâf isimli tefsirin sünnî versiyonu olup aynı zamanda onun bir özetidir. Kıssalar Kur’an’da büyük bir yer tutar. Kur’an’da kıssaların yer alması gerek Hz. Peygamber gerekse müminleri teselli etmek ve aynı zamanda İslâm düşmanlarını tehdit etmek amacıyladır. Bazı peygamberlere ait kıssalar Kur’an’ın farklı yerlerine serpiştirilmiş durumdadır. Fakat Yûsuf kıssası bütün olarak Kur’an’da bir arada geçen bir kıssadır. Nesefî’nin bu kıssayı nasıl yorumladığı bu tebliğimizin konusunu teşkil etmektedir. Nesefî’nin yöntemine uygun olarak bu kıssada dille ilgili izahlara oldukça fazla yer verilmektedir. Dil ve kıraat farklılıklarına dair bilgiler çıkarıldığı takdirde yorum adına tefsirde pek fazla bir şey kalmadığı söylenebilir. Bazen de kıssayla ilgili gereksiz bilgilere yer verilmekte ve Kur’an’ın hidayet yönüyle ilgili olmayan hususlar üzerinde durulmaktadır. Kıssanın tefsirinde rivayetlere de yer verilmekte ancak bu rivayetlerin senetleri ve kaynakları zikredilmemektedir. Rivayetler zikredilirken “ruviye” ifadesi kullanılmaktadır. Kimi yerde çok garip İsrâilî rivayetlere yer verilmesi eserin eleştiriyi hak eden en önemli yönlerindendir. Bu tebliğde bir klasik tefsirden yararlanırken Yûsuf kıssasından hareketle nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulacaktır. Yûsuf sûresi özelinde Nesefî tefsirinin olumlu ve olumsuz yönlerine işaret edilecek ve aynı zamanda günümüz ilim ehli için önemi belirtilecektir.

International Congress of Human and Social Sciences Research
İTOBİAD

Recep DEMİR

285 845
Subject Area: Social Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2012 DOYUMSUZ TÜKETİM ARZUSU VE ÇEVRE SORUNUNA KUR’AN ÇERÇEVESİNDE BAKIŞ



Tuketim Toplumu ve Cevre Sempozyumu
TTCS

Recep DEMİR

258 185
Subject Area: Environmental Science Broadcast Area: International Type: Article Language: English
2019 HACI ŞERİF AHMED REŞİD PAŞA’NIN (Ö. 1918) RUHU’L-MECELLE ADLI ESERİNDE MECELLE’NİN 14 VE 39. MADDELERİNE GETİRDİĞİ ŞERHLER

Safranbolulu bir ailenin çocuğu olan Hacı Şerif Ahmed Reşid Paşa 25 Şâban 1274’te (10 Nisan 1858) İstanbul’da doğdu. Farklı hocalardan aldığı derslerden sonra Mekteb-i Hukuk’u bitirdi. Hacı Reşid Paşa Osmanlı devletinin çeşitli kademelerinde alt düzey memuriyet vazifesinden sonra Hâlep, Adana, Mersin, Musûl ve Hicaz valiliği görevlerinde bulundu. 14 Ekim 1918’de vefat etti. Hacı Reşid Paşa, Ruhu’l-Mecelle yanında birçok eser de telif etmiştir. Onun kaleme aldığı Mecelle şerhi, Mecelle-i Ahkâm-i Adliyye’nin bütününü kapsayan az sayıdaki Türkçe şerhlerden biridir. Toplam sekiz ciltten oluşan şerh, küçük boyda 2000 sayfayı aşan hacmiyle Ali Haydar Efendi’nin (Küçük) Dürerü’l-hükkâm’ından sonra en geniş şerh olma özelliğine sahiptir. Eser İstanbul’da basılmıştır (1326-1328). Bu tebliğimizde Mecelle’nin 39. maddesinde yer alan “Ezmânın tegayyürü ile ahkâmın tegayyürü inkâr olunamaz.” kaidesine Hacı Reşid Paşa’nın getirdiği yorumlar üzerinde durulacaktır. Bu maddede yer alan “ahkâm” kelimesiyle bütün hükümler mi kastedilmiştir? Yoksa her ne kadar bu maddede açıkça bir kayıt olmasa da erbabınca bilinen bir kayıt var mıdır? Eğer ahkâm değişiyorsa bu sadece zamanın değişmesine mi bağlıdır? Ahkâmın değişmesinde başka etkenler de var mıdır? Bu sorulara Hacı Reşid Paşa’nın yorumları çerçevesinde cevaplar verilmeye çalışılacaktır. Günümüzdeki tarihselcilik tartışmalarıyla da ilişkilendirilerek konunun aktüel boyutu üzerinde kısaca durulacaktır. Bu konuyla yakın ilgisi olan bir diğer madde ise “Mevrid-i nasta ictihada mesağ yoktur” (Madde, 14) kaidesidir. Bir bakıma değişmenin de hangi hükümlerde olabileceğine ışık tutan Mecelle’nin 14. Maddesine Hacı Reşid Paşa’nın getirdiği açıklamalara da yer verilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Recep DEMİR

297 311
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English