1 results listed
Avrupa Birliği (AB)’nin kurumsal yapısı, daha önce hiçbir uluslararası örgütlenmede
görülmeyen kendi şahsına münhasır diğer bir ifade ile sui generis bir yapıya sahiptir. Başlangıçta
ekonomik bir bütünleşme amacıyla kurulan AB zamanla siyasal bütünleşmeyi hedeflemiş ancak
siyasal bütünleşmenin önündeki en büyük engellerden biri demokrasi açığı sorunu olmuştur.
Dolayısıyla AB uzun yıllar boyunca demokrasi açığı sorunu konusunda eleştirilmiştir. Bu
çalışmada; siyasal bütünleşmeyi hedefleyen AB’de yaşanan demokrasi açığı sorunu ve Lizbon
Antlaşması ile gerçekleştirilen düzenlemelerin AB’de yaşanan demokrasi açığı sorununu
çözmede ne kadar başarılı olduğu ele alınacaktır. Araştırmada; literatür tarama yöntemi tercih
edilmiş ve konu ile ilgili güncel makale, kitap ve AB raporları incelenmiştir. Çalışmanın
sonucunda; Lizbon Antlaşması ile demokrasi açığı sorununu önlemeye yönelik AB’nin kurumsal
yapısında ve karar alma süreçlerinde birtakım düzenlemeler gerçekleştirildiği görülmektedir.
Özellikle yapılan düzenlemeler ile karar alma süreçlerinin daha demokratik, daha şeffaf ve daha
etkin hale getirilmesi hedeflenmiştir. Ancak Lizbon Antlaşması ile getirilen bu düzenlemeler
AB’nin demokrasi açığı sorununun eleştirilmesindeki nedenleri ortadan kaldırma konusunda
başarılı olamamıştır. Avrupa şüpheciliği ve bilgi eksikliği bu durumun en temel nedenleri olarak
görülmüştür. Dolayısıyla AB’de demokrasi açığı sorunun çözümünde AB’nin kurumsal
yapısındaki ve karar alma süreçlerindeki düzenlemeler tek başına yeterli olmayıp, yapılan
düzenlemelerin AB vatandaşları nezninde de ikna edici olması, karar alma süreçlerinde ortak bir
müzakere alanı yaratılması ve AB kurumlarının AB vatandaşlarına en yakın seviyede karar
alabilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda demokrasi açığı sorunun giderilmesinde AB
vatandaşlarının Avrupa kimliği bilincine sahip olması da diğer önemli bir unsurdur.
International Congress of Human and Social Sciences Research
İTOBİAD
Omca ALTIN