SEARCH RESULT

Year

Subject Area

Broadcast Area

Document Type

Language

3 results listed

2018 Mahr in Divine Religious

Throughout history, the family has been cared and detailed provisions have been made. One of these provisions is to pay one of the spouses to the other depending on the wedding. This payment is double sided in Judaism. The portion which paid by groom to bride’s father is called “mohar”, which paid by bride’s father to groom is called “drahoma”. It is possible to mention the existence of drahoma as a tradition in Christianity. The name of this payment in Islam is mahr which is paid by man to woman herself. It becomes woman’s own property. It can’t be used without her permission. Even under different names, such as mohar, drahoma, dowry, kalın, this payment is not only available in spiritual religions but also in non-religious systems . This situation implies the importance of the issue and the need to address it, but also prevents us from limiting the phenomenon to the religious sphere. Therefore, in our study the payment to the spouses will be discussed, but the examination of the whole will be transferred to the wider studies and its scope will be limited to the heavenly religions. In this context, general information about the mentioned concepts will be given, the provisions of this payment will be examined and similarities and differences between them will be tried to be determined.

International Congress of Human and Social Sciences Research
İTOBİAD

Ayşe Betül ALGÜL

243 198
Subject Area: Social Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2018 Semavî Dinlerde Mehir

Tarih boyunca aile önemsenmiş ve hakkında detaylı hükümler konulmuştur. Bu hükümlerden biri de nikaha bağlı olarak eşlerden birinin diğerine ödeme yapmasıdır. Yahudilik’te bu ödeme çift taraflı olup, erkek tarafından gelinin babasına ödenen kısmı “mohar”, kızın babası tarafından damada ödenen kısmı “drahoma” olarak isimlendirilir. Hristiyanlık’ta da bir gelenek olarak drahomanın varlığından bahsetmek mümkündür. İslam’da bu ödemenin adı mehir olup erkek tarafından kadına yapılır. Kadının öz malı olan mehir, sadece onun izni dahilinde kullanılabilir. Mehir, mohar, drahoma, başlık, kalın gibi farklı isimler altında da olsa bu ödemenin sadece semavî dinlerde değil, dînî olmayan sistemlerde de mevcut olması meselenin önemine ve ele alınmasının gereğine işaret etmekle birlikte, konuyu dînî alanla sınırlamamıza engel olmaktadır. Bu gerekliliğe binaen çalışmamızda eşlere yapılan ödeme ele alınacak, tamamının incelenmesi daha geniş çalışmalara bırakılarak kapsamı semavî dinlerle sınırlı tutulacaktır. Bu bağlamda zikredilen kavramlar hakkında genel bilgi verilecek, mezkur ödeme hakkındaki hükümleri incelenerek aralarındaki benzerlik ve farklılıkları tespit edilmeye çalışılacaktır.

International Congress of Human and Social Sciences Research
İTOBİAD

Ayşe Betül ALGÜL

224 673
Subject Area: Social Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU HACI ŞERİF AHMED REŞİD PAŞA’NIN RÛHU’L-MECELLE İSİMLİ ESERİNDE ZARÛRET PRENSİBİNE DAİR YORUMLARI

Zaruret; korunması gereken beş temel haktan en az birinin kısmen veya tamamen ortadan kalkmasının kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda, mükellefe haramı işleme ve/veya vacibi terk etme ruhsatı veren mazerettir. İçinde bulunduğu hâlden ancak dinin birtakım emirlerini terk etmek suretiyle kurtulabileceği bu zaruret durumlarında, birey mazur sayılır. Âyet ve hadislere bakıldığında kolaylık üzerine vurgu yapıldığı görülür. Allah’ın kulları için zorluk değil kolaylık istediğini belirtmesi, Hz. Peygamber’in kolay olanı tercih ve teşvik etmesi bu bağlamda zikredilebilir. Dolayısıyla dini emirlerin amacının bireylerin sıkıntıya girmeleri veya meşakkat çekmeleri olmadığı söylenebilir. Bu nedenle kulların zorlanacakları durumlarda ruhsatlar tanınır. Usûl âlimleri zaruret konusunu detaylı bir şekilde incelemişlerdir. Bu bağlamda âyet ve hadislerden hareketle zarûrat-ı hamse denilen, zarar görmemeleri için dini emirlerin ihlal edilebileceği beş temel hakkı (canın, dinin, malın, aklın, neslin korunması) belirlemişler, bu hakların muhafazası için hangi emirlerin ne dereceye kadar terk edilebileceği, terk etmenin hükmü gibi hususları tartışmışlar, ilgili nasslara dayanarak genel ilkeler tespit etmişlerdir. Bahsi geçen ilkeler Mecelle’nin külli kaideleri arasında da yer almakta, dolayısıyla Mecelle üzerine araştırma yapan âlimlerin incelemeleri kapsamına girmektedir. Bu âlimlerden biri de Rûhu’l-Mecelle isimli sekiz ciltlik bir şerh yazan Safranbolulu Hacı Şerif Ahmed Reşid Paşa’dır (1858-1918). Çalışmamızda, bahsi geçen şerhin zaruret prensibine dayalı külli kaidelere dair açıklamaları ele alınacaktır. Bu bağlamda öncelikle usûl eserlerinde yer alan bilgiler doğrultusunda zarûret konusu incelenecek, ardından Rûhu’l- Mecelle isimli şerhte konuya ilişkin yapılan inceleme ve tahliller okuyucunun istifadesine sunulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ayşe Betül ALGÜL

207 211
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English