SEARCH RESULT

Year

Subject Area

Broadcast Area

Document Type

Language

2 results listed

2019 Değerler Eğitimi Kurumu Olarak Tasavvuf ve Tarikatlar

Değerler, bireyin ve toplumun huzur ve mutluluğunu hedefleyen manevi unsurlardır. Değerler, insanın iç dünyasından doğar ve söz, tutum ve davranışları yönlendirme gücüne sahiptir. Bu sebeple değerler, tasavvuf ve kurumsallaşmış hali olan tarikatlarla pek çok ortak özellik içerir. Tasavvuf, İslam’ın temel kurallarının yanında ahlak ve değerleri de içselleştirerek yaşamaya gayret gösterme çabası olarak nitelendirilebilir. İnsanın ruhsal tekamülünü hedefleyen tasavvuf, kişinin dininden veya inancından kaynaklanan değerleri veya ahlak ilkelerini, titizlikle uyulması gereken erdemler olarak kabul eder. Tasavvuf anlayışına göre değerler, bireysel ve toplumsal eylemleri etkilediği için bu eylemlerin olumlu, iyi, güzel ve yararlı hale gelmesi, ancak öğretilmesi ve benimsetilerek bir yaşam tarzı haline getirilmesi ile mümkün olur. Zira değerler, din ve ahlak gibi bireysel ve toplumsal kimliği belirlemede ve ortaya çıkarmada temel unsurdur. Bundan dolayı değer veya ahlak gibi manevi unsurların sadece örgün eğitimle verilmesinin yeterli olmayacağı anlaşılmaktadır. Aile, okul, çevre gibi faktörlerin yanında değerleri yaşayarak zevk ve tecrübe ile keşfeden tasavvuf ve tarikat gibi uygulama alanlarına da ihtiyaç vardır. Bu sebeple tasavvuf ve tarikatları, değer üreten olmakla beraber aynı zamanda değerler eğitiminin verildiği kurumlar olarak da görmek mümkündür.

International Congress of Human and Social Sciences Research
İTOBİAD

Hamdi KIZILER

227 154
Subject Area: Social Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU BİR SÛFÎ OLAN SADIK VİCDANÎ'NİN ŞERİAT- TARİKAT ANLAYIŞI

İslam dini, Yüce Allah tarafından gönderilmiş son ilahi dindir. Şüphesiz bütün ilahi dinlerin hem maddi hem de manevi/ahlaki kuralları vardır. İslam’ın maddi yani hukuki normlarına genel anlamda şeriat denilmiştir. Şeriat, dinin sınırlarının naslarla belirlenen ve görünür olan temel normlarını ifade eder. Ancak dinin görünen veya başka bir ifadeyle maddi yönünün dışında görünmeyen, deruni, içe dönük manevi bir yönünün olduğu da bir gerçektir. İşte tasavvuf, İslam’ın görünmeyen, takva, ihsan, huşu, ahlak gibi içe dönük manevi yönünü yaşamayı ve mümkünse bu yaşantıyı bir hayat anlayışı hâline getirmeyi hedefleyen bir düşüncedir. Bu düşüncenin zaman içinde disipline edilmiş ve kurumsallaşmış hâline de tarikat denilmiştir. Buradan hareketle İslam düşünce tarihi boyunca şeriat – tarikat ikilemi üzerine bir kısım ilim ve irfan sahibi Müslümanlar bu konuda görüş ve fikirlerini kaleme alarak eserler vermişlerdir. Safranbolulu bir sûfî olan ve 1939 yılında vefat eden Sadık Vicdanî de şeriat – tarikat konusunda düşüncelerini yazıya döken önemli âlimlerimizden biridir. Tarikatlar, silsileleri ve şubeleri hakkında önemli eseri olan Tomar-ı Turuk-ı Aliyye’de şeriat – tarikat hakkında görüşlerini daha kitabının başında zikretmiştir. Ona göre şeriat; “Cenab-ı Hak tarafından Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz vasıtasıyla bizlere tebliğ buyrulan ilahi hükümleri ihtiva eden, mukaddes ilahi kanundur.” Tarikat ise; “O mukaddes ilahi kanuna tam bir bağlılıkla, sımsıkı sarılan iman ve yakin sahiplerinin Allah’ın zikrine devam etmeleriyle, açılması mümkün olan Allah’a vuslat ve O’nun canib-i izzetine kavuşmanın en büyük yoludur.” Bu çalışmamızda bölgemizin önemli müelliflerinden ve sûfî kimliğiyle de tanınan Safranbolulu Sadık Vicdanî’nin şeriat – tarikat hakkındaki görüşlerini incelemeye çalışacağız. Bunu yaparken mümkün oldukça tasavvuf düşüncesinde önemli etkileri olan ve özellikle ilk dönem mutasavvıfların görüş ve düşünceleriyle de mukayeseler yapmayı hedefliyoruz.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Hamdi KIZILER

205 245
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English