2 results listed
In designing flood protection structures, to make flood flow calculations with the appropriate methods has both technological and societal important. Flood discahrges with different repetition intervals can be calculated both by using the current (flow) observation station data and the precipitation observation station data. In this study, both data set were evaluated and the results were correlated each other. Firstly (Model 1), based on the 38-year flow data of Bartın River (Kocaırmak), the probable flood discharges were calculated by using Normal, Gumbel, Log Normal and Pearson statistical methods. Secondly (Model 2), calculations were made with the help of Mockus and DSI methods based on the data of precipitation observation stations. In model 2, as a result of calculations made with normal Normal distribution, Gumbel distribution, Log Normal distribution and Pearson distribution functions, the flood discharges according to 50 year repetition were determined as 926 m3/sec, 1579 m3/sec, 1128 m3/sec, and 1024 m3/sec, respectively. Also in the calculations made with the help of Mockus and DSI methods in model 2, the flood discharges in the 50 year return interval were calculated as 999 m3/sec and 1305 m3/sec, respectively. By comparing the consistency of results obtained from Model 1 and Model 2, it was found that the long term data sets of precipitation as well as river flow data is contributing a significant part in designing the flood protection measures.
International Science and Engineering Application Symposium on Hazards
ISESH
Tülay Ekemen Keskin
Emrah Doğan
Hatice Betül Umarusman
Pınar Spor
Meisam Badfar
Shanmugam Packialakshmi
Asit maden drenajı pirit gibi sülfürlü minerallerin su ve oksijen ile reaksiyonu sonucunda meydana gelmektedir. Bu reaksiyonlar sonucunda sular asidikleşmekte ve önemli su kirliliği problemleri açığa çıkmaktadır. Yeraltısuları ve yüzeysularının fiziksel, kimyasal ve biyolojik açıdan uygunlukları ise canlılar için yüksek öneme sahiptir. Çalışma alanında işletilmekte olan Pb-Zn-Cu maden yatağındaki sülfürlü minerallerinin oksidasyonu sonucu bölgedeki sular asidik karakter kazanmaktadır. Çalışma alanındaki asidik ve düşük Eh (ORP) değerlerine sahip yeraltısuları, yüksek Fe ve Mn konsantrasyonuna sahip olan suları temsil etmekte olup, asidik suların Al, Fe ve Mn içerikleri Türk İçme Suyu Standartlarını birkaç kat aşmaktadır. Ayrıca bazı kaynakların SO4 ve Pb konsantrasyonları, içme suyu standartlarından daha yüksek değerlere sahiptir. Bölgedeki aktif olan madencilik katı ve sıvı atıkları da sularda iz element kirliliğine katkıda bulunmaktadır. Jeokimyasal veriler, asidik sulardaki ağır toksik metallerin çoğunlukla serbest metal ve metal-sülfat formunda olduklarını göstermektedir. Çalışma alanındaki asidik yeraltısuları Ca-SO4 fasiyesinde olup, diğer sular ise Ca-Na-MgHCO3 fasiyesine sahiptirler. Yeraltısuyunun kimyasal bileşimini kontrol eden mineral-su reaksiyon proseslerini saptamak amacıyla uygulanan korelasyon ve faktör analizleri, sülfürlü cevherleşmeye sahip volkanik kayaçların yeraltısuyuna etkisini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Tuketim Toplumu ve Cevre Sempozyumu
TTCS
Tülay Ekemen Keskin
Sonay Toptas
Filiz Ersoz