Teknoloji Devlerinin İfade Özgürlüğü İhlalleri Işığında Otoriterleşen Liberal Küresel Sistem
AbstractÇalışma (I) yaklaşık 1990lar’dan beri uluslararası arenada belirginlik kazandığı gözlemlenen küreselcilik-milliyetçilik çatışmasını, (II) Batı dünyasında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeraltına inen milliyetçi grupların yeniden konsolide oluşunu ve (III) düşünsel olarak müttefik olduğu teknoloji devlerinin olanaklarına da başvurarak otoriterleşme eğilimi gösterdiği gözlemlenen liberal küresel sistemi 11 Eylül 2001 sonrası oluşan uluslararası siyasal konjonktür çerçevesinde birbiriyle irtibatlandırmaktadır. Son dönemlerde Google, YouTube, Facebook, Twitter, Reddit, Wikipedia, Amazon, Apple, Microsoft ve Pinterest gibi “teknoloji devlerinin” belirli siyasi ajandalarla ilişkili olarak içerik silme, hesap kapatma, kara listeye alma, otomatik arama tamamlama özelliğini kapatma, reklam gelirlerini engelleme, sessiz engelleme ve karantinaya alma gibi bazı anti-demokratik yöntemlere başvurduğu gözlemlenmektedir. Rapor edilen bu uygulamalarının çoğunlukla keyfi, yanlı ve etik dışı olduğu görülürken, bu yöntemlerle dezavantaja uğratılan öznelerin genellikle milliyetçilik, muhafazakârlık, Hristiyanlık, kürtaj karşıtlığı, aşı karşıtlığı, “yalan haberler” ve “komplo teorileri” olarak anılan kavramlar ile ilişkili aktörler oldukları anlaşılmaktadır. Hedef alınan grupların genellikle bu ideolojiler arasından seçilmesi teknoloji devleri arasında bu hususta bir ittifak olduğu sonucuna götürmektedir. Adı geçen platformların ifade özgürlüğü ihlalleri somut örneklerle incelenmekte, “yalan haber” ve “komplo teorisi” gibi kavramların bu bağlam dahilindeki işlevleri analiz edilmektedir. Bu belirtilere göre liberal küresel sistem giderek artan bir oranda otoriterleşme eğilimi göstermektedir ve etkili bir hukuki denetim mekanizması kurmadıkları takdirde ulus devletler egemenlikleriyle ilgili “özgür seçimlere müdahale” ve yapay zekâ algoritmalarıyla desteklenen sistematik kanaat değiştirme operasyonları gibi ciddi çeşitli sorunlarla karşılaşacaklardır. Ulusal ve uluslararası literatürde adı geçen platformlar hakkında sayısız çalışma yapılmış olmakla birlikte, imza attıkları ifade özgürlüğü ihlalleri noktasında kapsayıcı ve elde edilen verileri siyasal bir bağlam dahilinde kuramsallaştıran bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Çalışma literatürdeki bu boşluğu doldurma amacını taşımaktadır.