SEARCH RESULT

Year

Subject Area

Broadcast Area

Document Type

Language

59 results listed

2019 1845 (MİLADÎ) YILINA AİT CİZYE DEFTERLERİNE GÖRE SAFRANBOLU VE BARTIN KAZALARINDA VERGİ SİSTEMİ

Osmanlı Devleti, kendisinden önceki İslâm devletleri gibi siyasî, hukukî, iktisadî ve mâlî konularda İslam hukuku prensiplerine göre yönetilmiş bir devlettir. Vergi hukuku da yine aynı yapıya uygun olarak İslam hukukuna göre düzenlenmiş ve uygulanmıştır. Osmanlı hukuk literatüründe, klasik fıkıh kitapları içinde yer alan ve devlet müdahalesi olmaksızın fakihlerin içtihatlarıyla oluşan hukuka şer’î hukuk, padişahların emir ve fermanlarıyla oluşan hukuka da örfî hukuk adı verilmiştir. Temel itibariyle Osmanlı vergi sistemi, şer‘î ve örfî vergiler olmak üzere iki temel üzerine inşâ olunmuştur. Osmanlı vergi sisteminde, fakihler tarafından Kur’an, sünnet, icma ve kıyas dikkate alınarak belirlenen vergilere şer’i vergiler, devlet üst idarecilerinin emir ve fermanlarıyla belirlenen vergilere de örfî vergiler denilmiştir. Çalışmaya konu olan cizye vergisi, devlet tarafından can, namus ve mal güvenliğini sağlamak üzere gayri müslim tebaadan alınan şerî bir vergi türüdür. Bu tebliğ, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivleri’nde yer alan hicrî 1262-1263 (miladî 1845-1846) yıllarına ait Safranbolu ve Bartın kazalarının cizye defterlerinin vergi açısından analizini içermektedir. Önce bu cizye defterleri, gayr-i müslim tebaanın isimleri, yaşları, fizikî özellikleri ve ödedikleri vergiler yönünden incelenmiş, daha sonra bu defterlerdeki bilgilerin, yakın tarihlerde (1840) Safranbolu’da kaydı tutulan temettüat defterlerindeki bilgiler ile mukayesesi yapılmıştır. Böylece bu bölgedeki Müslüman ve gayr-i müslim tebaanın gelir ve buna bağlı olarak ödedikleri vergi miktarları itibariyle durumları sergilenmiştir. Safranbolu’da gayr-i müslimlerin iktisadî hayatlarını da yansıtan cizye defterlerinden yararlanan ilk çalışma olma özelliği taşıyan ve literatüre mütevazı bir katkı sunma amacı güden bu çalışmada, Osmanlı’nın Safranbolu ve Bartın kazalarında yaşayan Müslüman ve gayr-i müslim tebaanın ödedikleri vergiler itibariyle ticaret ve gelir yönünden aralarında bir farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. İçerdiği mâlî ve demografik zengin bilgiler ile cizye defterlerinden sosyal bilimlerin diğer alanlarında da istifade edilmesi önerilmiştir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Abdulkadir ATAR

94 72
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 2116 NUMARALI SAFRANBOLU ŞER’İYE SİCİLİNE GÖRE DEVLETİN PİYASALARA MÜDAHÂLESİ

Osmanlı Devleti’nde her vilâyette kadı veya naibler tarafından gerçekleştirilen hukuki işlemler, Şeri’yye Sicilleri adı verilen defterlere kaydedilirdi. Ayrıca merkezden gelen ferman ve emirlerin birer sureti de bu defterlere kaydedilirdi. Yeni atanan görevlilere önceden gönderilen emirlerin ve olayların bir özeti sunulur, böylelikle yönetimde süreklilik sağlanırdı. Sorumlu oldukları bölgede meydana gelen hukuki anlaşmazlıkları giderme, merkezden gelen emirlerini uygulama, vergi tahsilatı yanında çarşı-pazarın düzenlenme ve denetlenmesi, karşılaşılan problemlerin çözülmesi Kadı ve Naiblerin görevleri arasında bulunmaktadır. Piyasalarda görülen aksaklıklar yerel idarecilerce çözülür, geneli etkileyen durumlarda ise merkezi otoritenin müdahâlesi beklenirdi. Bu durumlarda bizzat padişah devreye girerek sorunu çözmeye çalışırdı. İncelemesi yapılan 1216 numaralı defterde devletin Safranbolu yöresinde mal ve para piyasalarına müdahâle örnekleri bulunmaktadır. Bu müdahâleler doğrudan âlim, tavan fiyat koyma ve tedavülde bulunan paraların standardını sağlama şeklindedir. Toplumun maslahatını gözeten bu müdahâleler sınırlı bir şekilde gerçekleştirilmiş, tüm piyasayı etkileyecek şekilde genele yayılmamış ve süreklilik göstermemiştir. Bu bildiride defterde yer alan müdahâle örnekleri ve nedenleri belirlenmeye çalışılacaktır. Ayrıca müdahâle şekline İslam hukukunun bakışına kısaca değinilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ömer Faruk Habergetiren

99 70
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 2116 ve 2123 NUMARALI SAFRANBOLU ŞER’İYYE SİCİLLERİNİN YARGILAMA HUKUKU AÇISINDAN İNCELENMESİ

Şer’iyye sicilleri, Osmanlı toplumunun hukukî, siyasî, iktisadî, askerî ve kültürel yapısının ortaya koyulmasında önemli bir kaynaktır. Safranbolu kazasının şer’iyye sicilleri, temel kaynak olarak kullanılarak özellikle bu kentin ekonomik, kültürel ve sosyal yönü üzerine pekçok makale ve kitap yazımında istifade edilmiştir. Bununla birlikte bu kazaya ait şer’iyye sicilleri yargılama hukuku açısından incelenmemiştir. Klasik fıkıh ve fetva kitapları gibi şer’iyye sicilleri de İslâm hukukunun en önemli bilgi kaynaklarının birini teşkil etmektedir. Bu tebliğde, 2116 ve 2123 numaralı Safranbolu şer’iyye sicilleri dikkate alınarak müslüman ve gayrimüslimlerin Safranbolu mahkemesinde açtıkları davalar, özellikle ceza davaları ve bunlara ilişkin kadılar tarafından verilen kararlar incelenip 1840 tarihli Ceza Kanunnâme-i Hümâyunu dikkate alınarak yargılama hukuku hakkında kısa bir bilgi verilmeye çalışılacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Fahrettin ATAR

95 92
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 AHMED REŞÎD PAŞA’NIN İMÂM-I A‘ZAM’IN SİYÂSÎ TERCÜME-İ HÂLİ ESERİ VE DEĞERLENDİRMESİ

Safranbolulu Hacı Şerif Ahmed Reşid Paşa (1858-1918) Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Musûl ve Hicaz valiliği yapmış, İslam hukuku, tarih ve edebiyat alanında değerli eserler vermiş önemli bir şahsiyettir. 1858 yılında İstanbul’da dünyaya gelip yine İstanbul’da 1918 yılında vefat eden Ahmed Reşid Paşa’nın bıraktığı on iki kadar eserinden biri de İmam Azam’ın siyasi hayatını kısaca ele aldığı Hazret-i İmam-ı A‘zam’ın Siyâsî Tercüme-i Hâli risalesidir. Ebû Hanîfe’yi (ö. 150/767) İmam Azam yapan yönlerine değinen risale, İslamî ilimlerin tarihi sürecine ışık tutan önemli bilgileri de içermektedir. Risalede İmam Azam’ın ilmi kapasitesi ve sonraki dönemlerde yapılan çalışmalara etkisi izah edilirken onun hem fıkıh ilminin hem de kelam ilminin kurucusu, önderi olduğu ifade edilmekte, her iki ilmin de İmam Azam’ı olduğu vurgusu “Ebû Hanîfe hazretleri ilm-i kelâmda dahi İmâm-ı A‘zam’dır” cümlesiyle yapılmaktadır. Eserde Ebu Hanife’nin ilmî, ahlakî, içtimaî ve siyasî yönü hakkında değerli bilgiler de sunulmaktadır

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

İsmail BİLGİLİ

85 60
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 BİR SÛRE ÜZERİNDEN KUR’ÂN’I TEFSİR ETMEK: SAFRANBOLU NÂİBİ, MÜFTÎ, ADALI HOCA VE VÂKIA SÛRESİ TEFSİRİ

Kaynakların verdiği sınırlı bilgilere göre aslen Ankara’lı olan ancak Adapazarı’na yerleştiği için Adalı hoca diye bilinen Muhammed b. Osman Hilmi, müftülük dâhil olmak üzere kadılık ve kadı vekilliği görevlerinde bulunmuş, ömrünün son idarî görevi olan kadı vekilliğini de safranbolu’da ifa etmiş ve 1861 yılında yine Safranbolu’da vefat etmiş olan bir ilim ve devlet adamıdır. Zira 1836-1841 yılları arasında Huzur derslerinde Muhatap olarak bulunmuş, ayrıca Mufassal Tefsîr-i Sûreti’l-Vakıa, Keşfü’l-Ferâiz, Haşiye-i Müfassala alâ Hâşiye-i Karatepeli, Risâle alâ Bahsi’t-Teşbîh min Karatepeli şeklinde tefsir ve belağata dair eserleri mevcuttur. Bu çalışma Adalı hocanın Mufassal Tefsir-i Sûreti’l-Vakıa isimli eserini incelemeye yöneliktir. Yetmiş sekiz kısa âyetten oluşan Vakıa Suresini dört yüz elli altı başlık altında incelemeyi başaran müellif, dikkatleri günümüze değin üzerine çekmemiş olması şaşırtıcıdır. Üzerinde detaylı bir inceleme henüz yapılmayan eser ile ilgili ilk tesbitlerimize göre, başlık tercihinde sûreden bağımsız hareket ettiği görülür. Genelde başlıkları İnanç, ibadet, ahlak ve muamelat gibi temel konulara taksim edilebilir. Eserde tefsir, fıkıh ve tasavvuf ilimlerine dair açıklamalar yoğunluktadır. Yaklaşık elli küsur kaynaktan istifade ettiği görülen müellifin ağırlıklı olarak Bursevî, Hadimî, Beydâvî gibi müfessirlerin eserlerinden istifade ettiği görülür. Genelde tesbit ettiği başlık ile ilgili görüşleri eserlerde araştırarak konulu tefsirin küçük örnekliğini sergiler. Konuların ilgili olduğu âyetler Kur’an bütünlüğünde ele alınır. Bu bir yönüyle bir sureyle Kur’ân’ın tamamını tefsir etme çabası olarak görülebilir. “Li nemkı’l-fakîr” başlığı altında da konunun mahiyetine uygun olarak kendi görüşlerini açıklar.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Tuğrul Tezcan

95 128
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 ÇEŞMELERDE MAŞALLAH'IN YERİ: SAFRANBOLU ÖRNEĞİ

Anadolu’nun birçok bölgesinde yer alan mimari eser, kültürel değerlerin ve dini inançların geleceğe aktarılmasında önemli role sahiptir. Safranbolu’da bulunan yapıların da bu duruma örnek teşkil ettiği görülmektedir. İlçedeki sivil ve dini mimarinin yanı sıra su mimarisi, özellikle çeşmeler, bezemeleriyle adeta birçok değeri günümüze ulaştırma görevini üstlenmektedir. Bu süslemelerin inançlarla ilişkisini çeşmelerin kilit taşlarında yer alan “ هللا شاء ما) “ maşallah) ile açıklamak mümkündür. Bu tezyinat İslam inancının kültüre, kültürün de mimariye yansımasıdır. Nazar değmesine engel olduğuna inanılan maşallah ünleminin Kur’an ve hadislerdeki yeri tetkik edildiğinde, çeşme motiflerine konu olması yadsınamayacak bir durumdur. Zira söz konusu ifadeye, Kur’an-ı Kerim’de toplam beş müstakil surede rastlanır. Aynı zamanda nazar ve nazardan korunma meselesinin hadislerde de yer aldığı görülür. Buna örnek teşkil eden rivayetlerden biri de İbrahim, İshak ve İsmail peygamberlerin göz değmesinden/nazardan Allah’a sığındığı bahsidir. İslam dinin temel kaynaklarında yer alan nazar ve nazardan korunma vesilesinin çeşmelerde yer alma sebebi sadece bezeme amaçlı değildir. Süsleme kompozisyonunda bu yazının yer alışını iki şekilde yorumlamak mümkündür. Bunlardan ilki, yapıları, kötü, kıskanç veya beğeni dolu bakıştan sakınma, ikincisi ise çeşmeden akan suyun bereketli olması ve kurumaması temennisidir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Zeliha Mahinur AYDINLATAN Zeynep Mehlika ULUÇAM KIRBAĞ

75 55
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 CUMHURİYET DÖNEMİ'NDE SAFRANBOLU'DA SAFRAN YETİŞTİRİCİLİĞİ (1923- 1990)

Dünyanın en pahâlı baharatlarından biri olan safran gıda, boya, kozmetik ve ilaç üretiminde kullanılmaktadır. Nitekim safran, İstanbul Kapalı Çarşısı baharat dükkânlarının en önemli ticari ürünüdür. Osmanlılar Dönemi’nde başta Safranbolu’da olmak üzere Anadolu’da safran üretilmekle beraber, Osmanlı dışarıdan da safran ithâl edilmiştir. Osmanlı Dönemi’nde önemli bir safran ekim alanı olan Safranbolu, Cumhuriyet’in ilanından sonra Anadolu’da safran tarımı yapılan ender noktalardan biri hâline gelmiştir. Türkiye’de safran üretiminin azalması ve pazarlanmasında yaşanan sıkıntılar üzerine Türk Standartları Enstitüsü tarafından hazırlanan “TS 2644 Safran Standardı” Bakanlar Kurulu’nca 19 Eylül 1977 tarihinde kabul edilmiş ve 4 Ocak 1978’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Adı geçen standart safran üretimi ve pazarlanması hususunda bazı kurallar getirmiştir. Hükümet tarafından alınan bu tür önlemlere rağmen, yıllar içinde safran ekimi ve üretimi çok gerilemiştir. Safran tarımı bugün Safranbolu’nun sadece birkaç köyünde yapılmakta ve yapılan üretim Türkiye’ye yetmemektedir. Safran üretiminde başarı sağlamak için Safranbolu gibi safran tarımına uygun bölgelerde üretimin teşvik edilmesinin yanında, üretim için yeni saha arayışına da girilmelidir. Safranbolu’nun dünya miras şehri olması, Safranbolu safranının pazarlanması açısından büyük bir avantaj sağlayabilir. Çünkü şehri farklı ülkelerden turistler ziyaret etmektedir. Öncelikle elde edilen ürünler, özel ambalajlarda Safranbolu ziyaretçilerine sunulabilir. Yine Safranbolu safranı Türkiye’nin turistik bölgelerine kooperatif yapılanması ile ulaştırılabilir. Böylece yörede yetişen safran hızlı bir şekilde dünyaya tanıtılabilir. Bu bildiride Cumhuriyet Dönemi’mde Safranbolu’da safran üretimi üzerinde durulmuş, safran üretimi ve pazarlanması yönünde değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın hazırlanmasında arşiv belgelerinden, resmi yayınlardan ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Recep ARSLAN

81 65
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SAFRANBOLULU MİLLETVEKİLLERİ VE SİYASİ FAALİYETLERİ

Ticari ve kültürel ilişkileriyle Osmanlı Dönemi’nde önemli bir konuma sahip olan Safranbolu kazası, Cumhuriyet Dönemi’nde, 1927 yılında Zonguldak iline bağlı bir kaza olarak belirlenmiş ve önemini korumaya devam etmiştir. 3 Nisan 1937 tarihinde Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın temelinin atılmasıyla birlikte Karabük’ün hızlı gelişimi, Safranbolu’nun öneminin Cumhuriyet Dönemi’nde ikincil bir duruma gelmesine sebep olmuştur. Kendine bağlı birçok köy ve belde de Karabük’e bağlanmıştır. İlerleyen yıllarda Karabük’ün hızla kentleşme sürecine girmesi, idari anlamda geri planda kalan Safranbolu’nun geçmiş yıllardan gelen dokusunu korumasını sağlamıştır. Geçmiş birikimi ve zenginliği nedeniyle 1976 yılında Safranbolu için korunma kararı alınmış ve 1994 yılında ise Unesco tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Bundan sonra yapılan çalışmalar neticesinde Safranbolu, kültürel ve yapısal dokusunu canlandırabilmiş, ekonomik ve sosyal yönden hızla gelişmeye başlamış ve 1995 yılında da Karabük’ün il olması ile Karabük’e bağlanarak, Karabük’ün en büyük ve en gelişmiş ilçesi olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar, demokrasinin ve ulusal temsiliyetin en önemli unsurlarından olan milletvekilleri, ait oldukları kültür ve bölgenin dinamiklerini, siyasi yaşamlarına da taşımışlardır. Zengin sosyal ve kültürel birikimi ile Safranbolu’da da, bir ilçe olmasına rağmen, Cumhuriyet Dönemi’nde birçok siyasi şahsiyet yetişmiştir. Buradan hareketle, bu çalışmada Cumhuriyet Dönemi boyunca Safranbolu’da doğan ve siyasette yer alan milletvekillerinin kısa biyografileri verilerek, Safranbolu özelinde ve ulusal anlamda siyasi hayata katkıları değerlendirilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Serhat SİPAHİ

97 77
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 H. 1260-61/ M. 1844-45 TARİHLİ 04512 NUMARALI TEMETTUAT DEFTERİNE GÖRE BULAK KÖYÜ’NÜN SOSYO-EKONOMİK YAPISI

Osmanlı Devleti’nin sosyo-ekonomik tarihi araştırmalarında Tapu Tahrir Defterleri, Mühimme Defterleri ve Temettuat Defterleri önemli bir yere sahiptir. Bunların arasında Temettuat Defterleri, özellikle 19. yüzyıl ortalarında küçük yerleşim birimlerinin bile, sosyo-ekonomik yapısını ortaya koymak için çok değerli kaynaklar arasındadır. Bu çalışmada, 1844-1845 yılında Bolu Eyaleti Viranşehir Sancağı Safranbolu Kazası’na bağlı bir köy olan Bulak’ın 04512 numaralı Temettuat Defterinde yer alan kayıtlardan hareketle, köyün 19. yüzyıl ortalarında sosyal ve ekonomik yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Defterden yola çıkılarak, köy ahâlisinin bu yıllarda geçimini tarım ve hayvancılıktan sağladığını söylemek mümkündür. Tarımsal ürünler olarak, buğday, arpa ön plana çıkarken, büyükbaş olarak kara sığır öküzü, manda öküzü yetiştirildiği görülmektedir. İncelenen dönemde, Bulak Köyü’nde küçükbaş hayvancılık yapıldığı hususunda bilgi elde edilmiştir. Köydeki meslekler de tarım ve hayvancılığa paralellik arz etmekte olup, erbâb-ı ziraat, dülger ve amele görülen mesleklerden bazılarıdır. Köylülerin “Vergi-i Mahsusa”nın yanında ödedikleri vergilerin başında da Öşür gelmektedir. Bu çalışmada günümüzde Karabük ilinin merkez ilçesine bağlı olan Bulak Köyü’nün 19. yüzyıldaki sosyo-ekonomik yapısı değerlendirilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ali BIYIK Zeki TEKİN

68 83
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 HACI ŞERİF AHMED REŞİD PAŞA’NIN (Ö. 1918) RUHU’L-MECELLE ADLI ESERİNDE MECELLE’NİN 14 VE 39. MADDELERİNE GETİRDİĞİ ŞERHLER

Safranbolulu bir ailenin çocuğu olan Hacı Şerif Ahmed Reşid Paşa 25 Şâban 1274’te (10 Nisan 1858) İstanbul’da doğdu. Farklı hocalardan aldığı derslerden sonra Mekteb-i Hukuk’u bitirdi. Hacı Reşid Paşa Osmanlı devletinin çeşitli kademelerinde alt düzey memuriyet vazifesinden sonra Hâlep, Adana, Mersin, Musûl ve Hicaz valiliği görevlerinde bulundu. 14 Ekim 1918’de vefat etti. Hacı Reşid Paşa, Ruhu’l-Mecelle yanında birçok eser de telif etmiştir. Onun kaleme aldığı Mecelle şerhi, Mecelle-i Ahkâm-i Adliyye’nin bütününü kapsayan az sayıdaki Türkçe şerhlerden biridir. Toplam sekiz ciltten oluşan şerh, küçük boyda 2000 sayfayı aşan hacmiyle Ali Haydar Efendi’nin (Küçük) Dürerü’l-hükkâm’ından sonra en geniş şerh olma özelliğine sahiptir. Eser İstanbul’da basılmıştır (1326-1328). Bu tebliğimizde Mecelle’nin 39. maddesinde yer alan “Ezmânın tegayyürü ile ahkâmın tegayyürü inkâr olunamaz.” kaidesine Hacı Reşid Paşa’nın getirdiği yorumlar üzerinde durulacaktır. Bu maddede yer alan “ahkâm” kelimesiyle bütün hükümler mi kastedilmiştir? Yoksa her ne kadar bu maddede açıkça bir kayıt olmasa da erbabınca bilinen bir kayıt var mıdır? Eğer ahkâm değişiyorsa bu sadece zamanın değişmesine mi bağlıdır? Ahkâmın değişmesinde başka etkenler de var mıdır? Bu sorulara Hacı Reşid Paşa’nın yorumları çerçevesinde cevaplar verilmeye çalışılacaktır. Günümüzdeki tarihselcilik tartışmalarıyla da ilişkilendirilerek konunun aktüel boyutu üzerinde kısaca durulacaktır. Bu konuyla yakın ilgisi olan bir diğer madde ise “Mevrid-i nasta ictihada mesağ yoktur” (Madde, 14) kaidesidir. Bir bakıma değişmenin de hangi hükümlerde olabileceğine ışık tutan Mecelle’nin 14. Maddesine Hacı Reşid Paşa’nın getirdiği açıklamalara da yer verilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Recep DEMİR

109 76
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 HADİSLERİ AÇISINDAN SAFRANBOLULU MEHMED EMİN EFENDİ’NİN MİR’ÂT VE MÎZÂN’I

Hâlvetî yolunun önemli kollarından Şabânîyye’ye mensup olduğu kaydedilen Safranbolulu Mehmet Emin Hâlvetî, Karabük yöresi irfânî geleneğinin önemli temsilcilerindendir. Hayatı hakkında oldukça kısıtlı malumat bulunan Mehmed Emin Efendi’nin, Geredeli Hâlil Efendi’nin tedrisinden geçtiği, Hâlvetîliğin özellikle Batı’ya açılan yüzü olduğu, çok sayıda talebe yetiştirdiği, talebeleri aracılığıyla Batı’da Hâlvetî yolunun önemli bir etki alanı kazandığı ve 1283/1867 yılında Safranbolu’da vefat ettiği ifade edilmiştir. Hâlvetî silsilede yer edinen Mehmed Emin Efendi’nin Mir’âtü’l-’Âşikîn ve Mîzânü’l-Âşikîn isimlerini taşıyan iki eseri günümüze ulaşmıştır. Hâlvetî yolu mensuplarına seyr u sülûk esnasında yol göstermesi maksadıyla kaleme alınmış olan bu iki risalede Mehmed Emin Efendi’nin konuları serdederken ilgili âyetlere yer verdiği ve sonrasında hadislerden istişhadda bulunduğu görülmektedir. Tebliğde sıhhat ve delalet açısından Mehmed Emin Efendi’nin istifade etmiş olduğu hadisler değerlendirilecek, sûfî gelenekte el kitabı mahiyeti arz eden söz konusu eserler çerçevesinde hadis-tasavvuf ilişkisine dair tespitlerde bulunulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Taha ÇELİK

92 114
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 HADRİANOUPOLİS KİLİSE C MOZAİKLERİ KONUSUNDA BİR ÖN DEĞERLENDİRME

Kilise C, Karabük ili, Eskipazar ilçesinin 3.5 km batısında yer alan, Hadrianoupolis Antik Kenti sınırları içinde, “Hamam B” olarak adlandırılan yapının 15-20 m kuzeyinde yer almaktadır. Kilise C’de ilk kazı çalışması 2007 yılında gerçekleştirilmiştir. 2007 yılında yol çalışması esnasında ortaya çıkan yapı kalıntısının sadece apsis bölümü ortaya çıkmış, bu nedenle yapının işlevi tespit edilememiştir. Bu nedenle yapı kalıntısı “Apsisli Yapı” olarak adlandırılmıştır. 2012 yılında yapı kalıntısının açıkta olan kısmında restorasyon ve konservasyon çalışması yapılmıştır. 2017 yılında yapının doğu ve kuzeydoğu yönlerinde kazı çalışması yapılmış ve yapının Erken Bizans Dönemi’ne (MS 330-565) tarihlenen bir kilise olduğu anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda bema ve apsis içerisinde zeminin mozaiklerle süslendiği tespit edilmiştir. Mozaiklerde aslan, boğa ve tavuskuşları resmedilmiştir. 2018 yılı kazı çalışmalarından elde edilen bulgular sonucunda, mimari ve süsleme özelliklerinden de yola çıkılarak kilisenin ilk olarak MS 4. yüzyıl sonu ile MS 5. yüzyıl arasındaki bir tarihte inşa edildiği anlaşılmıştır. Daha sonra bölgede veya yakın coğrafya da meydana gelen bir deprem sonucunda kilise yıkılmış, MS 5. yüzyıl sonu ile MS 6. yüzyıl arasındaki bir tarihte yeniden inşa edilmiştir. Bu çalışmada kazısına devam edilen Kilise C’nin bema ve apsis bölümünde ortaya çıkarılan mozaiklerin ikonografik açıdan bir ön değerlendirilmesi yapılacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ersin ÇELİKBAŞ

89 51
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 HOKAND HANLIĞI VE SAFRANBOLU ŞER‘İYYE SİCİLLERİNİN MUHTEVÂSI AÇISINDAN MUKAYESESİ (XVIII-XIX ASIRLAR)

Şeri‘yye sicilleri, herhangi bir devletin hukuksal yapısını, aynı şekilde o dönemin toplumsal yapısını iyi bir şekilde anlamada, aslında birinci elden sayılan en önemli kaynaklardır. Bu bildirimizde, Osmanlı İmparatorluğu ve Orta Asya Ülkelerinin hukuksal ve toplumsal yapısının birbirine benzeşen, özellikle de birbirinden ayrışan noktalarını tespit etmeye çalıştık. Örneklik bazında, Safranbolu ve Hokand Hanlığı şeri‘yye sicillerini ele aldık. Bildirimizde “Hokand Hanlığı Tarihçesi ve Osmanlı İmparatorluğu ile Olan Münasebetleri”, “Osmanlı Devleti ve Hokand Hanlığı’nın Hukuksal Yapısı”, “Safranbolu ve Hokand Hanlığı Şer‘iyye Sicillerinin Kısaca Tanıtımı”, “Şerî Mahkemelerin Yapısı ve İşleyişi Açısından Mukayese Edilişi”, “Sicillerin Karakteristik Özellikleri”, en sonunda da, “Sicillerde Kaydedilen Davaların ve Verilen Cezaların Türleri Açısından Mukayese Edilişi” konuları üzerine durulmuştur

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Aııtmamat KARIEV

104 73
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 İSLAM UYGARLIK GELIŞMESINDE TÜRK ÂLİMLERI VE SULTANLARININ BÜYÜK HİZMETLERI

Bu bilimsel makale, Türk bilim adamlarının dünyadaki İslam kültürünün yayılması ve gelişimindeki rolünü vurgulamaktadır. Orta Çağ'da Orta Asya âlimleri din ve seküler bilimlerin gelişiminde etkili olmuştur. İslam teorisini uygulayarak büyük bilimsel ve pratik başarı elde etmişlerdir. Evren, Dünya, Tıp, nisbi bilimler üzerine temel eserler yarattı ve bugün hâla kullanılıyor. Türk kavmleriden yetişen âlimler mirasının öğrenilmesi ve incelenmesi sonradan gelen hâlefler, Sultanlar ve bilginler tarafından korunmuştur. Özellikle Osmanlı padişahları, İslam'ın gelişmesinde ve Avrupa çapında yayılmasında büyük rol oynamıştır. İslam kültürü ve mirasının eserleri ve el yapımları korunarak gelecek için yetiştirilmiştir. Çağımız Türkiyeli bilim adamları, İslam dinine ait olan kaynakları modern bir şekilde inceleyerek, Karabük ve Safronbolu kentlerinin tarihi ve kültürel ortamı hakkında bilimsel olarak sağlam bilgiler veriyorlar.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Shukurillo UMAROV

105 81
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KARABÜK İLİ SAFRANBOLU İLÇESİ PERDE VE SEDİR DANTELLERİ

Kültür mirasımız olan Safranbolu geleneksel evleri ve bu evlerin döşeme biçimleriyle Türk-İslam yaşam tarzına örneklik eden önemli bir merkezdir. Bu anlamda ev döşemesinin önemli bir parçası olan perde ve sedir dantelleri araştırmaya konu olarak seçilmiştir. Safranbolu yöresi danteller ağartılmış pamuk iplikten üretilmektedir. Bitkisel ve geometrik bezemelerin yoğunlukla kullanıldığı dantel örnekleri zincir, üçlü ilmek, trabzan, sık iğne, arttırma ve eksiltme teknikleri kullanılarak yapılmaktadır. Araştırmanın amacı Karabük ili Safranbolu ilçesi perde ve sedir dantellerinin kataloğunu oluşturmak, Safranbolu yöresi perde ve sedir dantellerinin uygulanan örgü tekniklerini, malzeme, model ve motif özelliklerini belgelemektir. Aynı zamanda dantellerde yer alan motifler çizilerek desen kataloğu oluşturmaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Aysen SOYSALDI Meltem GÖKSEL

164 294
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KARABÜK İLİNİN İDARİ COĞRAFYASI

Batı Karadeniz bölgesinin orta bölümünde yer alan Karabük ilinin idari alanı, Küre Dağlarının güney kesimleri ile Köroğlu Dağları arasında uzanmaktadır. Ilgaz Dağlarının batıya uzanan kesimleri, Araç ve Soğanlı çayları ile Filyos ırmağı ilin idari sınırları içinde kalmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018 yılı nüfus verilerine göre ilin ilçeleriyle birlikte toplam nüfusu 248014, yüzölçümü 4142 km2 , nüfus yoğunluğu ise 60 kişi/ km2’dir. Karabük ili Merkez ilçesiyle birlikte altı ilçeden (Merkez ilçe, Eflani, Eskipazar, Ovacık, Safranbolu, Yenice) oluşmaktadır. Merkez ilçe ve Safranbolu ilçesi diğer ilçelere göre hem nüfus miktarı hem de yüzölçümü bakımından büyüktür. İlin en fazla köye sahip olan ilçesi Safranbolu (60 köy), en az köyü bulunan ise Yenice ilçesidir (34 köy). Osmanlı döneminde Safranbolu kazasına bağlı bir köy olan Karabük, Cumhuriyet döneminde ilçe olduğu 1953 yılına kadar bu özelliğini korumuştur. 1927-1994 döneminde Zonguldak iline bağlı olan Safranbolu ilçesi 1995 yılında yeni kurulan Karabük iline bağlanmıştır. Safranbolu ilçesinin bünyesinde doğup gelişen Karabük’ün il merkezi olması ve Safranbolu’nun buraya bağlanması idari coğrafya yönünden çok ilginç bir gelişmedir. Günümüzdeki Karabük şehrinin nüvesini 16. Yüzyıl tahrir defterlerinde kayıtlı olan Karabük köyü oluşturmuştur. Söz konusu köy, Soğanlı çayının Araç Çayı ile birleşmeden önce oluşturduğu büklüm (bük) içinde yer almaktaydı. Bu alanda yöresel adı “karaçalı” olan bitkinin yaygın olmasından dolayı bu mevkiye “Karabük” adı verilmiş, dolayısıyla buradaki köye de “Karabük” denilmiştir. Karabük köyü sonradan oluşan Öğlebeli köyüne bağlanarak mahâlle statüsünde bir kırsal yerleşme olmuştur. 1937 yılında kurulan Demir Çelik Fabrikası sayesinde nüfus çekerek önce kasabaya, ileriki yıllarda şehre dönüşen Karabük, 1995 yılında oluşturulan Karabük ilinin yönetim merkezi yani il merkezi olmuştur. Karabük ili, 06 Haziran 1995 tarihinde kabul edilen 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Çankırı ilinden Ovacık ve Eskipazar ilçelerinin; Zonguldak ilinden; Eflani, Safranbolu ve Yenice ilçelerinin alınmasıyla oluşturulmuştur.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ali ÖZÇAĞLAR

105 540
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KARABÜK VE ÇEVRESİ BASIN YAYIN HAYATINA AİT BİR DURUM TESPİTİ: 1930-20191

Fabrikalar kuran fabrikası Kardemir ile ünlenen, cumhuriyet kendi Karabük; ağır sanayi yanında pek çok endemik bitkinin bulunduğu ormanları, kanyon ve mağaraları ile oldukça zengin bir kültürel yelpazeye sahiptir. Karabük’ün dünyaya tanıtılmasında en önemli misyonlardan birini üstlenen, geçmişi milattan önceki yıllara dayanan Safranbolu, bünyesinde pek çok medeniyet ve bu medeniyetlerin kültürel zenginliğini barındırmaktadır. Örf, âdet ve günlük yaşam bakımından Anadolu’nun pek çok yeriyle benzerlik gösteren yöre, UNESCO’nun dünya miras listesine alıp korunması ve tanıtmasıyla yerli yabancı pek çok turistin kültürel gezisine tanıklık etmiştir. Ancak bilim ve teknolojinin her alanda olduğu gibi kültürel öğeler üzerindeki etkisi, yörenin halk inanışları ve halk edebiyatı üzerinde de kendisini göstermiştir. Çalışmamızda bölgede çıkan gazeteler kitaplar dergiler dışında bölge ile ilgili yapılan akademik çalışmalar taranarak 1930-2019 yılları arasında Safranbolu ve çevresindeki basın yayın hayatı incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma Karabük, Kastamonu, Bartın, Zonguldak’ta çıkan gazete ve dergiler ile sınırlandırılmıştır. Bu çalışma için verilerin büyük bir kısmı Milli Kütüphane arşivinden elde edilmiştir. “Makale, bildiri, kitap, kitap bölümü, tez” kapsamındaki çalışmalar kronolojik sıralama esas alınarak kısa kısa tanıtılmaya çalışılmış, doğrudan görülemeyen bazı çalışmaların da sadece künyelerine yer verilmekle yetinilmiştir. Çalışmamız, bölgedeki basın-yayın hayatıyla ilgili tarama ve tasnif çalışmasını içermektedir. Bu kapsamda Halk bilgisi Haberleri, Karabük Dergisi, Bartın Gazetesi, Bizim Safranbolu Dergisi, Türk Folklor Araştırmaları, Türk Folklor Derneği, Kastamonu Açıksöz Gazetesi, Zonguldak Karaelmas Dergisi, Bartın Gazetesi, Müze Kent: Safranbolu Gazetesi, Yörem Dergisi gibi yayınlara ulaşılmıştır. Yaptığımız araştırmalar sonucunda bölgede basın yayın hayatının oldukça zengin ve her kesime hitap eden bir yapıda olduğunu söylemek mümkündür.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Berrin SARITUNÇ

84 234
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KARABÜK’ÜN MANEVİ KURUCUSU ARİF SULTAN

Anadolu’nun fethi esnasında Bizanslılarla Türkler arasında sık sık el değiştiren Karabük yöresi, XIII. yüzyıl başlarından itibaren Türklerin bölgeye kesin olarak yerleşmesine sahne olmuştur. Bizans ile sınır olmasından dolayı bir uç bölgesi olan Karabük yöresine yerleşen birçok Türkmen aşiretinin dışında Türk ve İslâm dünyasından, her sınıftan ve meslekten birçok kişi de gelmiştir. Uç bölgelerine yerleşenler arasında şeyhler, fakılar, Gaziyân-ı Rum ya da Alp Erenler de mevcuttu. Bu kişilerden olan şeyhlerin, genellikle boş topraklar üzerinde kurdukları zaviyeler yavaş yavaş bir köy, bir kültür ve tarikat merkezi hâline gelmiş ve Anadolu’nun Türkleşmesine hizmet etmiştir. Bu sufi ve dervişler Anadolu beyleri ve diğer yöneticilerle iyi ilişkiler kurmuşlardır. Onlar da bu kişilere yardım etmiş, zaviyeler açtırmış, vakıflar kurdurmuş, bulundukları köydeki zaviyede gelene geçene hizmet karşılığında vergilerden muaf tutmuşlardır. Bazı bilim adamlarımız tarafından “kolonizatör Türk dervişleri” adı verilen bu kişilerden biri de Karabük köyüne yerleşen Şeyh Gazi Arif Sultan’dır. Belgelerden gazi olduğu öğrenilen Arif Sultan’ın Candaroğulları ve daha sonra da Osmanlı erkânıyla iyi ilişkiler kurduğu anlaşılmaktadır. Karabük köyünün bulunduğu mevkiye zaviye kuran Arif Sultan burayı vakfetmiş ve ondan sonra da Arif Sultan’ın ahfâdı 20. Yüzyılın başlarına kadar burada hizmet vermeye devam etmiştir. Bu çalışmamızda gazi dervişlerin Anadolu’ya gelip kurdukları zaviyelerin zamanla bir yerleşim yeri hâline gelmesi ile Anadolu’nun Türkleşmesine yaptıkları katkılar anlatılarak bu kişilerden birinin de Arif Sultan olduğu belirtilmiş, onun kurduğu vakıf ve tekkesinde görev yapanlar hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Karabük’ün manevi kurucusunun kim olduğu üzerinde durulmuştur. Karabük region, which changed hands frequently between the Byzantines and the Turks during the conquest of Anatolia, has witnessed the definite settlement of Turks since beginning of the 13. century. Except for many Turkmen tribes who settled in Karabük which is a borderland due to its border with Byzantine, many people from various social group and professions has come from Turkish and Islamic world. Among those who settled in the border areas were sheikhs, faqihs, Gaziyân-ı Rum or Alp Erenler. The sheikhs often built zawiyas on empty land. These zawiyas gradually became a village, a cultural and sect center. Thus, it served to the Turkification of Anatolia. These sufis and dervishes established good relations with the Anatolian Beys and other rulers. These governors helped sufies, let them open zawiyas end established foundations. The sufies were exempted from the tax by the governors in return for serving the passer-by. Some of scientiests called these sufis as "colonizer Turkish dervishes". One of them is Sheikh Gazi Arif Sultan who settled in Karabük village. İt is learned from the documents that Arif Sultan is a veteran. It is understood that Arif Sultan has good relations with Candaroğulları and later the Ottoman statesmen. Arif Sultan, who established a zawiya in Karabük village, dedicated this place. Arif Sultan's grandchildren continued to serve here until the beginning of the 20th century. In this study, the contributions of the dervishes, which became the settlements of the zawiyas they established, to the Turkification of Anatolia were explained. Arif Sultan, who was one of these people, and the people who worked in his zawiyas were introduced. In addition, the spiritual founder of Karabük who has been emphasized.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Şenol SUSOY

94 119
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KARDEMİR ÖLÇEĞİNDE TÜRKİYE’NİN DEMİR-ÇELİK SEKTÖRÜNÜN REKABET ANALİZİ

Demir çelik sektörü ülke ekonomisi ve sanayileşmesinde lokomotif sektör olma özelliğine sahiptir. Demir çelik sektörün önemi en başta tüm endüstriyel dallara girdi vermesinden kaynaklanmaktadır. Demir çelik sektörünün başta inşaat malzemeleri olmak üzere otomotiv, gemi, uçak, demiryolu ve vagon gibi tüm taşıt araçları ve akla gelebilecek tüm makine, cihaz ve eşya üretimine katkısı vardır. Demir çelik sektörünün inşaattan otomotive, savunmadan elektroniğe kadar birçok sektörün üretiminin bağlılığı nedeniyle lokomotif sektör olması ve ülke ekonomisinin sanayileşmesi üzerindeki etkisi çok büyüktür. Bu çalışmada Türkiye’nin demir çelik sektörünün dünyadaki yeri ve önemini, bu sektördeki üç büyük kuruluş olan Kardemir, Erdemir ve İsdemir’in fasıllarının rekabet güçleri analiz edilmiş ve Kardemir özelinde ayrıntılı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmada Açıklanmış Simetrik Karşılaştırmalı Üstünlükler (ASKÜ), Ticaret Dengesi İndeksinden (TDİ) yararlanılmış ve Türkiye’nin -Erdemir-Kardemir-İsdemir’in ürün haritası oluşturulmuştur. Analizde kullanılan veriler 2002-2018 dönemine ait Uluslararası Ticaret Merkezi’nden (INTRACEN) ve Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TUİK) sağlanmıştır. Hesaplanan ASKÜ ortalamasına göre Türkiye fasıl gruplarında karşılaştırmalı avantaja sahipken, Erdemir Kardemir ve İsdemir’in rekabet gücü için karşılaştırmalı dezavantaj durumu vardır. TDİ ortalamalarında ise Türkiye, Erdemir Kardemir ve İsdemir ise 72 ve 72-73 fasıllarında net ithâlatçıyken, 73 fasıl grubunda net ihracatçı konumundadır. 72 ve 72-73 fasıllarının ürün haritasına göre Türkiye karşılaştırmalı üstünlüğe sahipken, Erdemir Kardemir ve İsdemir’de dalgalı bir seyir izlenmektedir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Hayrettin KESGİNGÖZ

120 75
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KBÜ MİSAFİR ÖĞRENCİLERİNİN MEMNUNİYET VE TÜRKİYE DİNDARLIK ALGISI

Karabük Üniversitesinde eğitim gören uluslararası öğrencileri kapsayan ve 25 maddeden oluşan bir memnuniyet anketi uygulanarak Karabük’teki din algısı üzerinde durmaya çalışıldı. Anket sonucuna göre ülkemizde eğitim görmeyi tercih edenler arasında Afrika kıtasında bulunan ülkeler ilk sırada yer almaktadır. Eğitim için Türkiye’yi tercih etme sebepleri ise daha çok müslüman bir ülke olmasından kaynaklanmaktadır. Öğrencilerin Karabük’te eğitim almaktan memnun oldukları görülmektedir. Eğitimi kendi ülkeleriyle kıyasladıklarında ise Karabük Üniversitesindeki eğitimin daha iyi bir seviyede olduğunu dile getirmektedirler. Karabük’te yaşamanın dini kimliklerine katkısı üzerinde durduğumuzda bunun herhangi bir değişiklik yapmadığını gözlemlemekteyiz. Buradaki Müslüman toplumu değerlendirmeleri hususunda kendi ülkelerindeki toplumla dini açıdan benzer olduğu sonucuna varıldı. Camilerdeki cemaat üzerine yapılan araştırmada ise kendi ülkelerine nazaran daha az sayıda kişinin camiye cemaate katılımının olduğu gözlemlenmiştir. Türkiye’deki din eğitimi hakkındaki görüşlerinde ise daha çok fikirlerinin olmadıklarını beyan etmişlerdir. Genel itibariyle uluslararası öğrencilerin genelde Türkiye, özelde Karabük ilinde ‘’Din Algısı’’ üzerinde durulmaya çalışıldı.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ahmet Canan Karakaş Mustafa ERDEMLİ

79 56
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 KLASİK ŞİİRDE ÂŞIKLARI SEVDA RENGİNE BOYAYAN BİR HASTALIK ÇİÇEĞİ: “SARI SAFRAN”

Safran, eski tabirle “za‘ferân” görüntüsü, rengi ve kokusuyla meşhur; edebiyat ve sanata ilham kaynağı olmuş nadide bir çiçektir. Çünkü sembolik dünyasıyla klasik şiir geleneği, âşıkları sevgiliye kavuşturmak yerine onları dertli ve marazlı sevdalılar olarak sunmayı tercih etmiştir. Bu nedenle sevgiliden ayrı düşmüş, yemeden içmeden kesilmiş âşıkların yüzleri ve bedenleri de baştan aşağı sararıp solmuştur. Zaten ağır hastalar için kullanılan “sararıp solmak” tabiri de bahsedilen bu hastalık hâliyle ilgilidir. Klasik şiir geleneğinde safranın sarı rengi, âşığın bu bîtap ve acınası durumunu tarifen bir benzetmelik olarak kullanılmıştır. Bu durum, temelde onun çok etkili ve kalıcı bir renk olmasıyla ilgilidir. Çünkü miktarından binlerce kat fazla sıvı boyayabilen safran, bu özelliği ile bîçare âşıkların bedenlerini saran aşk marazının şiddetli etkisine benzetilmiştir. Ayrıca şekli, kokusu ve yetiştiği ortam nedeniyle de kendine has özellikleri olan bu çiçek, klasik şiirin sevgili-âşık sergüzeştinde yer bulmuştur. Sonuç itibariyle bu çalışmada; aşk hastalığının alâmeti olarak şiirlerde kullanılan safran sarısının misalli bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Selim GÖK

71 71
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 MECELLE-İ AHKÂM-I ADLİYE HEYETİ AZASI AHMET HİLMİ EFENDİ

Ahmet Hilmi Efendi, Osmanlı Devletinin son döneminde yaşamış önemli fıkıh âlimlerindendir. Ahmet Hilmi Efendi’nin çocukluk ve gençlik dönemine ait bilgiler hâlihazırda oldukça sınırlıdır. Kastamonuludur. Mesleki hayatında muallimlik, Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye âzalığı, Mahkeme-i Temyîz reisliği, Anadolu kazaskerliği gibi birçok önemli görevler üstlenmiş ve payeler elde etmiştir. Ahmet Hilmi Efendi özellikle de fıkıh ilmindeki derin ilmiyle tanınmıştır. Fıkıh tarihinde çok önemli yeri bulunan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin hazırlanmasına iştirak etmiştir. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye hazırlama heyeti başkanı olan Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Hilmi Efendi’nin fıkıh bilgisini her zaman takdir etmiştir. Toplam on altı bölüm (kitap) olarak hazırlanan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin bütün bölümlerinin telifinde Ahmet Hilmi Efendi yer almıştır. Fıkıh ilmindeki ihtisası sebebiyle Mecelle’nin tedvininde Ahmet Cevdet Paşa’nın en çok istişare ettiği kimse Ahmet Hilmi Efendi olmuştur. Yanya Valiliğine atandığında heyet ile irtibatını Ahmet Hilmi Efendi ile mektuplaşarak devam ettirmiştir. Ahmet Hilmi Efendi 6 Zilhicce 1305 (miladi: 1888) tarihinde vefat etmiş ve İstanbul’da Fâtih Camiî hazîresine defnedilmiştir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ahmet ÖZDEMİR

98 64
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 MECLİS-İ MEŞÂYİH DEFTERLERİNDE ADI GEÇEN SAFRANBOLULU SUFİLER

On dokuzuncu asra gelinceye kadar Osmanlı Devleti tekke ve tarikatlara doğrudan müdahale etmemiştir. Fakat bazı zamanlarda tarikatlarla irtibatı olan kişi ve guruplar takibata alınmış ise de bunun münferit ve harici birtakım sebeplerden kaynaklandığı kanaatindeyiz. Devletin tekkeleri denetleme işlemine 1793 tarihinde bir grup şeyh efendinin müracaatı sonucunda çıkan fermanla şeyhlerden bir meclis oluşturularak başlandığı görülmektedir. Bu meclise, şeyh ve müritlerden itikadı bozuk olanların tespit edilerek saraya bildirilmesi, kendi başına tekke açanların menedilmesi gibi görevler verilmiştir. Yine bu fermana göre Eyüp, Galat ve Üsküdar’da tekke açmak ve zikir yaptırmak isteyen şeyhler, o bölgelerde sahih itikada sahip ve kabul görmüş şeyhlerin izin ve bilgisi dâhilinde bunları yapabilecekleri ifade edilmiştir. Aslında devletin tekke ve tarikatları denetlemek için çıkardığı ilk remi ferman 1227/1812 tarihlidir. Bu fermanda, meşihatı boşalan tekkelere şeyh tayin etme işlemi, merkez tekkede görev yapan şeyhin diğer şeyhlerle görüşmesi sonucunda seçilen kişi hakkında şeyhülislamlığın görüşünün alınması şeklinde olacağı belirtilmiştir. Hâlbuki daha önce tekke geleneğinde o tekkenin şeyhi, vefat etmeden öce yerine geçecek şeyhi belirlerdi. Bu fermanla gelenek bozulmuş, bu görev merkez tekke postnişinine ve Şeyhülislamlığ’a tevdi edilmiş oluyordu. Bu fermanla içişlerindeki bağımsızlıklarını kaybeden tekkeler, diğer yandan, 1241/1826 yılında kurulan Evkaf-ı Hümayun Nezaret’ine de vakıfları bağlanıp nezaretin kontrolüne girerek iktisadi bağımsızlıklarını da kaybetmiş, maddi yönden devlete bağımlı hale gelmişler, böylece şeyhlerde devletten maaş alan bir memur haline getirilmişlerdir. Bu iki fermanla tekkelere müdahale edildiği ve bunun sonucunda birtakım problemlerin çıktığı 1252/1836 yılında yayınlanan ferman ortaya koymaktadır. Söz konusu fermanda, şeyhlik makamı boşalan tekkelere, hakimler tarafından tarikata mensubiyeti ve tasavvufî eğitimi alıp almadığı meçhul olan şahısların tevcih edilmesi için i‘lâm hazırlandığı ve bunun da tekkelerde bir takım sıkıntılara neden olduğu belirtilmektedir. Aynı tarihte II. Mahmut, tarikat ve tasavvuf mensuplarının uyması gereken bazı kuralları içeren bir ferman yayınlamıştır. Aslında bu fermanla Meclis-i Meşayıh’a giden yolda önemli bir adım atılmış oluyordu. Bu tebliğimizde, Meclis-i Meşayıh’ın kısaca tarihçesinden bahsettikten sonra, İstanbul Müftülüğü Meşihat Arşivi’nde “Meclis-i Meşâyıh Defterleri” başlığında bulunan kırk dokuz defter taranıp, tespit edilen Safranbolulu sufiler incelenmeye çalışılmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Halim GÜL

83 67
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 MEŞÎHAT ARŞİVİ’NDEKİ SAFRANBOLU İLE İLGİLİ DEFTERLER VE BELGELER

Arşivler ve kütüphaneler, bir milletin siyasî, ictimai, iktisadî ve sosyo-kültürel hayatını ortaya koyan en önemli hazineler olmasının yanı sıra maddi-manevi kültür varlıklarını ihtiva eden birinci el kaynaklardır. Bu sebeple Osmanlı Devleti, tesis ettiği arşiv binalarına “Hazîne-i Evrak” yani “Evrak Hazinesi” ismini vermiştir. Osmanlı Devleti’ndeki en önemli arşivlerden bir tanesi de İstanbul Müftülüğü bünyesindeki Meşîhat Arşivi’dir. Tebliğimiz, “Meşihat Arşivi’nin Tarihçesi”, “Meşihat Arşivi’nin İçeriği” ve “Meşihat Arşivi’ndeki Safranbolu ile ilgili belgeler ve bu belgelerin değerlendirilmesi” olmak üzere üç bölümde ele alınacaktır. Meşihat Arşivi’ni diğer arşivlerden ayıran özellikler izah edilecek, arşivdeki defter ve belge serilerinin ilim ve kültür tarihi açısından önemi belirtilerek defterlerin muhtevası hakkında bilgiler sunulacaktır. Ayrıca Safranbolu ile ilgili arşivdeki belgeler izah edilecek ve bu konuda araştırma yapmak isteyenlere yol gösterici bilgiler sunulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Esra YILDIZ

108 284
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 OSMANLI SON DÖNEMİ KARABÜK ve ÇEVRESİ MÜFTÜ ATAMALARI ve TOPLUMSAL HAYAT

Din ve siyaset birbirlerinden bağımsız düşünülemeyen iki alandır. Modern dönemle birlikte bu iki kavram arasındaki ilişki daha da karmaşık hâle gelmiştir. Batı aydınlanma dönemi aslında tanrının kiliseye hapsedildiği ve diğer tüm alanlardan el çektirildiği bir süreci ifade eder. Geleneksel/ modernite öncesi dönemde din ve siyaset bugüne nazaran daha nahiftir. Kurucu akıl İslam dinini tüm alanların üstüne inşa etmiş ilkeler olarak görür. Bu ilkelerle siyaseti, toplumu, sosyal hayatı, şehri kurar. Dolaysıyla seküler bir alan olmaksızın din/İslam her alanın içine sinmiş birer esaslar bütünüdür. Bugünün tanımlamasıyla dini bir kurum olan müftülük makamı da bundan vareste değildir. Geleneksel dönemde taşrada siyasetin içinde yer alanbürokratik bir makam olarak görünse de dini hayatın içinde karşılaşılan sorunlara çözüm üreten sivil bir kurumdur. Müftü, fetva veren bununla birlikte Sünni aklın/paradigmasının temsilcisi olarak karşımıza çıkar. Safranbolu’daki sivil dinin birer temsilcisi olan müftüler bab-ı meşihat tarafından atanan kişiler değil, yöredeki eşraf ve din görevlileri tarafından seçilmiş kişilerdir. Meşihat arşivlerindeki ilgili evraklar incelendiğinde dini hayata müdahâle olmaksızın, dini hayata katkı sağlanması gibi bir esas üzerinden atamaların yapıldığı görülecektir. Safranbolu müftüsü Reiszade Rıfat Efendi, Safranbolu müftüsü Müftüzade Saadettin Efendi, Safranbolu Kazası Eflani Nahiyesi müftüsü Yakup oğlu Osman Efendi, Safranbolu Kazası Ovacık Nahiyesi Mehmet Tahir Efendi, görev yapmasa da Safranbolu Kavak doğumlu olan Muhammed oğlu Mustafa Asım Efendi Osmanlı son dönemin müftüleridir. Bu müftülerin Bab-ı Meşihat tarafından yapılmış atamalara, maaşlarına, seçilmelerine ilişkin yazışmalar çerçevesinde Safranbolu’daki dini hayat hakkında bir genellemeye ulaşmak mümkündür.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

İbrahim Hakkı İMAMOĞLU

72 118
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 ÖZBEKİSTAN CUMHURİYETİ BİLİMLER AKADEMİSİ EL YAZMALARI ARŞİVİNDEKİ HACNÂME EL YAZMALARININ İNCELENMESİ ÜZERİNE (ORTA ASYALI HACILARIN HATIRAT DEFTERLERİNİN İNCELENMESİ (XIX-XX YY.)

Orta Asya’daki sosyolojik, kültürel, dinî vb. alandaki genel porte XIX.-XX. asırlarda pek iç açıcı değildi. Hacc yolcularının not aldığı Hacnâmeler, işte bu dönemde o bilgilerin toplumsal, kültürel, dinî, vb. konulardaki kırılma döneminde, Orta Asya Müslüman toplumları için önemli birer kaynak olmuşlardır. Çünkü Hacnâmelerde yer alan diğer Müslüman toplumlara ait her türlü bilgiler, Orta Asya Müslümanlarının da hayat tarzını yeniden gözden geçirerek ictimaî, kültürel, dinî, vb. birçok alanda yenilenmesine sebep olmuştur. Bu bildirimizde, günümüz Özbekistan Bilimler Akademisi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü El yazmaları Koleksiyonunda muhafaza edilmekte olan, dönemin bazı Hakim Han Töre, Abdurrahman es-Semerkandî, Kâri Rahmetullah Vazeh, İshanhan Töre İbrat, Muhammed Salih Ahund gibi tarihçileri tarafından kaleme alınan beş adet Hacnâme eserini araştırma konusu edindik.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

İlhamcan BEKMIRZAYEV

67 48
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 PAPHLAGONİA’DA BİR PİSKOPOSLUK MERKEZİ: HADRİANOUPOLİS ANTİK KENTİ

Karabük’ün Eskipazar ilçesi sınırlarında yer alan, Roma ve Bizans dönemindeki adıyla Hadrianoupolis Antik Kenti’nin tanıtıldığı bu çalışmanın amacı, kentin Bizans dönemi ile kilise tarihini açıklamak ve yine bu döneme tarihlenen yapı kalıntılarını sanat tarihi açısından değerlendirmektedir. Antik Çağ’da Galatia ve Paphlagonia eyaletlerine bağlı olan kentin bilinen ilk adı Kaisareis Proseilemmeneitai olup daha sonra şehre Kaisareis Hadrianopoleitai adı verilmiştir. Roma ve Bizans döneminde ise Hadrianoupolis adını almıştır. Geç Antik Çağ’da ilk olarak Paphlagonia eyaletine bağlı olan kent, İmparator I. Theodosius (m.s. 379-395) döneminde, yeni kurulan Honorias eyaleti sınırlarına katılmıştır. İmparator Justinianus (m.s. 527-565) döneminde, 535 yılında yapılan yeni düzenlemeler ile tekrardan Paphlagonia sınırlarına dâhil edilmiş, ancak Hadrianoupolis Piskoposluğu Honorias Kilisesi yönetiminde kalmıştır. Hadrianoupolis Piskoposluğu, Bizans döneminde, kilise hiyerarşisine göre Gangra metropolisine bağlı kalmıştır. I. Nicea Konsili (325), Châlcedon Konsili (451), Constantinapolis Sinod’u (518), III. Constantinapolis Konsili (680-681) ve son olarak II. Nicea Konsili’ne (787) Hadrianopolis kentinden farklı görevlerdeki din adamları katılmıştır. Daha sonraki tarihlerde ise kentin adı Bizans kaynaklarında geçmemektedir. Kilise tarihi açısından, Aziz Alypius Stylites’in (m.s. 522-640), (Ἀλύπιος ὁ Στυλίτης) bu kentte doğması ve hayatının önemli kısmını burada geçirmiş olması oldukça önemlidir. Aziz’in Hadrianoupolis şehrindeki bir sütun üzerinde yaklaşık 50 yıl yaşadığı ileri sürülmektedir. Bizans dönemimde Hadrianopolis Piskoposluğu sınırlarında çok sayıda kilise inşa edilmiş, ancak bunlardan sadece üç tanesi temel seviyesinde günümüze ulaşmıştır. Ayrıca kentte yapılan jeoradar çalışmaları sonucunda bazilikal planlı bir kilise ile haç planlı bir martyriumun varlığı tespit edilmiştir. Bu çalışma kapsamında kentin özellikle kilise tarihi incelenecek, dini yapı kalıntılarının mimari-süsleme özellikleri değerlendirilecek ve Hadrianopolis Antik Kenti’nin Bizans dönemindeki önemi ortaya konmaya çalışılacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ercan Verim

90 71
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRAN BİTKİSİ İLE TEKSTİL YÜZEY TASARIMI

Tarih boyunca insanlar boya ve süslemeye karşı her zaman ilgi duymuşlardır. Kendilerine ait giyim eşyasının yanı sıra, etraflarında bulunan çeşitli objeleri ve yaşadıkları yaşam alanlarını süsleme ihtiyacı hissetmişlerdir. 19.yüzyıla kadar özellikle tekstil anlamında boyama işlemi doğal boyamacılık yöntemi ile sürdürülmüştür. Genellikle etraflarında bulunan bitkiler ki bitkilerin çeşitli bölgelerinden elde ettikleri ile boyama işlemi yapılmıştır. Bitkilerin kök, gövde, yaprak, dal, toprak altı vb. yerlerinden boyarmadde elde edip hâlı, kilim, yer yaygısı, dokuma, kumaş, iplik gibi tekstil alanına ait yüzeyler boyanmıştır ve boyanmaya devam etmektedir. Karabük ili Safranbolu ilçesinde yetiştirilen safran bitkisi, doğal boyamacılık alanında önemli bir yere sahiptir. Safran bitkisi ile tekstil alanının çeşitli gruplarında kullanılmak üzere boyama işlemleri yapılmaktadır. Bu çalışmada safran bitkisi incelenecek ve doğal boyamacılıkta ki kullanımının nasıl olduğu anlatılacaktır. Ayrıca safran bitkisi ile farklı kumaşlarda çeşitli boyama uygulamaları yapılıp, o aşamalar görseller de eklenerek açıklanacaktır. Farklı mordanlar ile boyanacak kumaşlardan elde edilen renkler ve uygulamalara yer verilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Gözde UZGİDİM

107 179
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU EVLERİNDEKİ KALEMİŞİ SÜSLEME MOTİFLERİ

Safranbolu; evleri, kültürel değerlerine bağlı dokusu ve doğası ile uyum oluşturan kentlerimizden biridir. Yaşama biçimi, mimarisi, ev tasarımı, iç ve dış mekân süslemeleriyle, inceliklerini sanatsal yönlerini yansıtan; coğrafi ve doğal koşullara uyumlu mimarisiyle tarihi müze kent olma özelliğine sahip bir ilçedir. Ev işlev olarak insanlar tarafından bir barınak olarak düşünülmektedir. Aslında ev içerisinde yaşayan toplumun kültürünü, beğenisini, yaşantısını ve birçok faktörü fark ettirmeden günümüze ulaştıran bir ortamdır. Toplumumuza bu ortamı sağlayan yapı geleneksel Türk evidir. Bu evler içerisinde kültürümüzü yansıtan çeşitli bezemeler yer almaktadır. Genellikle duvarlara sıva üzerine fırça ile işlenen renkli desenler olan Kalemişi nadiren ahşap üzerine de yapılmaktadır. Araştırmaya konu olan konaktaki kalemişi süslemeler çoğunlukla sıva üzerinedir. Araştırmada; Karabük ili Safranbolu ilçesi Yörük Köyünde yer alan Sipahioğlu Konağının süslemelerinde kullanılan kalemişi motiflerinin bezeme özelliklerinin incelenip kataloglanması ve bu motifler kullanılarak geleneksel yazmacılık ile özgün baskıların oluşturulması amaçlanmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ferah ŞAVKAR Oğuzhan KABALCI

82 73
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU EVLERİ’NDEKİ AHŞAP SÜSLEMELER VE EŞARP’A YANSIMASI

Bir milletin kültür, sanat anlayışını ve tarzını gösteren unsurların en başında süsleme sanatları yer almaktır. Türk süsleme sanatları da en olgun ve seçkin örneklerini Osmanlı döneminde vermiştir. Çini, ahşap, taş, kumaş, minyatür, hat, tezhip, hâlı, cam, maden ve bir çok sanat alanında eşsiz süslemeler görmek mümkündür. Geleneksel evleri ile bilinen Safranbolu ahşap yapı kültürünü sivil mimariye taşımış güzel örnekler barındırmaktadır. Evlerin iç süslemelerinden, dış süslemelerine kadar eşsiz güzel motifler ahşap sanatı ile bezenmiştir. Bu çalışmanın amacı Safranbolu evlerinin ahşap tavanlarında yer alan süslemelerden yola çıkarak kültür tabanlı eşarp tasarım koleksiyonu oluşturmaktır. Kaymakamlar evinin ahşap tavanında taklit kündekâri ile kullanılan motiflerin genel karakterlerini bozmadan altı adet özgün tasarım yapılmıştır. Bunun gibi farklı tasarımların turizme kazandırılarak yerel kalkınmaya katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Safranbolu’nun kentsel kimliği ile kültür turizmi içerisinde önemli bir yere sahip olduğu göze alındığında, turistik eşya olarak bunun gibi yeni tasarımlar piyasaya sürülmelidir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ebru ÇATALKAYA GÖK

86 503
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU İZZET MEHMED PAŞA VAKFI’NA AİT HİCRİ 1224 (MİLADİ 1809-1810) TARİHLİ MUHASEBE DEFTERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Muhasebe, hesap verilebilirliğin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Osmanlı vakıf muhasebe kayıtları, vakıfların işleyişinde şeffaflığın sağlanması açısından büyük rol oynamıştır. Osmanlı Devleti’nde vakıf muhasebesi üzerinde oldukça titiz bir biçimde durulmuş; vakıf muhasebelerinin kaydedilmesi sonucu vakıf muhasebe defterleri ortaya çıkmıştır. Vakıfların dinamik yönünü ortaya koyan en önemli kaynaklar olan muhasebe defterleri, bu açıdan vakıf araştırmalarında kullanılabilecek önemli bir kaynak türüdür. Osmanlı vakıf muhasebe defterleri 19. yüzyılın başlarına kadar merdiven muhasebe yöntemine uygun bir biçimde tutulmuştur. Aynı hususlar Safranbolu İzzet Mehmed Paşa Vakfı’na ait H. 1224/M. 1809-1810 tarihli muhasebe defterinde de görülmektedir. İlgili defter, Osmanlı vakıf muhasebe defterlerine güzel bir örnek teşkil etmekte ve bir muhasebe defterinden beklenebilecek hususlar hakkında tatmin edici bilgiler vermektedir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Mustafa CAN

89 55
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU NÂİBİ MEHMET TEVFİK EFENDİ VE KELÂM ESERLERİ

Dinî ve ilmî hayatı inşa eden manevi mimarlar sayesinde ilim ve irfan, gelecek nesillere aktarılmaktadır. Osmanlı devletinde ilmin inkişafına katkı sağlamış, Safranbolu’da naiplik yapmış, Osmanlı ulemasını ilmî ve fikrî yönden derinden etkilemiş, kelamî ve tasavvufî görüşleriyle temâyüz etmiş âlimlerden birisi de Mehmet Tevfik Efendi’dir. Mehmet Tevfik Efendi, Osmanlı Devleti’nde “Çerkeşizâde”ler adıyla bilinen meşhur bir ulemâ ailesine ve Hz. Peygamber’in nesebine mensup olup 1826/1827 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir. İstanbul-Beşiktaş, Kayseri, Çankırı, Bursa, Safranbolu, Balıkesir nâibliği, Kastamonu Müfettişi Hükkâmlığı, İstanbul Kadılığı, Meclis-i Tedkikât-ı Şer‘iyye azalığı, Rumeli Kazaskeri Muâvinliği ve Meclis-i Meşâyih Nâzırlığı görevlerinde bulunmuştur. Başta İstanbul, Ankara, Kayseri ve Çankırı olmak üzere Osmanlı coğrafyasının birçok yerinde hizmet etmiş, kelam, akâid, belagat, mantık ve tasavvuf gibi muhtelif alanlarda ilim dünyasına çok kıymetli eserler kazandırmıştır. Tebliğimiz, “Mehmet Tevfik Efendi’nin Biyografisi”, “İlim Dünyasına Katkıları” ve “Kelâm ve Mezhepler Tarihi Eserleri” olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ayhan IŞIK

71 52
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU SİCİLLERİNDE KADINLARIN TARAF OLDUĞU MİRAS BELGELERİNİN İNCELENMESİ (XIX. YÜZYILIN SON ÇEYREĞİ)

Tarih boyunca tüm uygarlıklarda kadınların miras yoluyla mülk edinme meselesi tartışılagelmiştir. Bu konu temelde hukuk sistemlerindeki tercihlere göre şekillenmiştir. Kadının miras hakkı, hukuki haklarının kanuni düzenlemelerde var olabilmesi yanında bu kanunların toplumda işlerlik kazanıp kazanmaması ve toplumun adalet erdeminin gelişmişlik seviyesi ile ilgilidir. Bu konudaki uygulamalar aynı zamanda insanların aile ve toplum içerisinde kadına biçtikleri rollerle yakından ilgilidir. Şer‘iyye sicilleri Osmanlı döneminde kadının miras hakları konusunda malumat elde edebildiğimiz nadir kaynaklardandır. Safranbolu Sicillerinde yer alan miras belgelerinin inceleneceği bu bildiride kadınların miras belgelerinde yer alma nedenleri araştırılacaktır. Osmanlı toplumunda kadınların miras konusunda yaşadıkları sorunlar miras belgeleri ışığında incelenecektir. Böylece kadınların miras konusunda ne tür problemlerle karşılaştıkları, haklarını tam bir şekilde alıp alamadıklarının tespiti hedeflenmektedir. Bu amaçla on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde kaydedilmiş Osmanlı son dönemi Safranbolu şer‘iyye sicilleri incelenerek konu hakkındaki bilimsel veriler yorumlanacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ayşe ŞİMŞEK

86 53
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU TÜRKÜLERİNİN KONULARINA GÖRE TASNİFİ VE GÜNÜMÜZ YÖRE İCRÂCILARI

UNESCO kültür mirası olarak kabul edilen Safranbolu, Orta Anadolu ve Karadeniz’e yakın olmasından dolayı kültürel kodları üzerinde taşıyan kadim bir kenttir. Kültürel ve estetik dokusu bozulmadan günümüze ulaşan bu kentin maddi ve manevi ürünleri de açık bir şekilde görülebilecek ve hissedilebilecek niteliktedir. Toplumların ve bireylerin ürettikleri ürünleri üzerinde taşıyan bu kentte önemli kültür aktarıcılardan biri; yöreye ait türkülerdir. Yöre halkının ve toplumların duygu ve düşüncelerini yansıtan müzik kültürü, sözel ve melodik yapılardaki farklılıkları ile farklı yöreleri de birleştirici bir nitelik taşımaktadır. Bu çalışma ile Safranbolu yöresinin türkü konularının tasnifinin yapılması ve söz konusu türkülerin muhtevasının ortaya konulması amaçlanmıştır. Safranbolu halkının duygularını ele alan bu türkülerdeki aşk, askerlik, eğlence (oyun türküleri), inanış gibi konuların derinlemesine sınıflandırılması, çalışmanın ana konusunu teşkil etmektedir. Bu bağlamda yörede en son bulunan ve bu kültürü aktaran yöreye ait mahalli sanatçılar hakkında bilgiler verilmiş; yöre kültürünün yaşatılmasında ve toprağın kendi ürününün yetiştirilmesinde etkili olan icrâcıların önemi ortaya konulmuştur. Çalışma neticesinde 56 Safranbolu türküsü ele alınmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Can DOĞAN

73 266
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU TÜRKÜLERİNİN MAKAM UNSURLARI BAKIMINDAN TAHLÎLİ

Bu çalışmada; Safranbolu türkülerinin, günümüzde en çok kabul gören “perde temeline” ve “dörtlü-beşli/dizi” temeline dayalı iki yaklaşım doğrultusunda mukayese edilerek incelenmesi ve makam unsurları bakımından benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi ve tarama modeli kullanılmıştır. Verilere, doküman inceleme veri toplama tekniği kullanılarak ulaşılmış, veriler üzerinde makam unsurları doğrultusunda çözümlemeler yapılmıştır. Araştırmanın evrenini “Adnan Ataman’ın” yayımlamış olduğu “Safranbolu Türküleri ve Oyun Havaları” adlı kitapta yer alan 58 eser; örneklemini ise; evrenden “random örnekleme yöntemi” kullanılarak seçilmiş 26 eser oluşturmaktadır. Buna göre; Safranbolu Türküleri makam unsurları bakımından “geleneğe dayalı” nazari anlayış ile kısmen uyuştuğu günümüze yaklaşıldıkça daha çok benzerlik gösterdiği, “günümüz” nazari anlayışı ile uyuştuğu/büyük oranda benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca Safranbolu Türkülerinin makam nazariyatı bakımından kaynak olabileceği çeşitli mukayeseler ile ortaya konulmuştur.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Vasfi HATİPOĞLU

93 103
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU TÜRKÜLERİNİN MAKAM YÖNÜNDEN TAHLÎLİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

Bu çalışma Safranbolu türkülerinin makam tahlîlini ortaya çıkarabilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla; Safranbolu ilçesine ait türkülerin notaları açık kaynak erişimlerinden ve kitaplardan toplanmış ve türkülerin makam tahlîli gerçekleştirilmiştir. Toplam 20 adet türkünün makam tahlîli yapılmıştır. Makam tahlîli gerçekleştirilirken makam dizisinin yanı sıra seyir özellikleri, ses alanı ve perde kullanımları da tahlîle dâhil edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türk hâlk mûsikîsindeki türküler, örneklemini ise Safranbolu türküleri oluşturmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında betimsel araştırma yöntemlerinden “tarama tekniği” kullanılmış; toplanan verilerin analizi ise içerik analizi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular tablolar eşliğinde sunularak yorumlanmış ve böylece Türk Mûsikîsine ait makamlar ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda makamların işlenişi ve kullanımı yönünden günümüzde de revaçta olan makamların kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Bu araştırmanın yapılacak olan diğer araştırmalara ışık tutacağı öngörülmektedir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ali Kerim ÖNER

82 63
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU VE ÇEVRESİNDE TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE DİNLER

Safranbolu yöresi, tarihten günümüze pek çok din mensubunun yaşamını sürdürdüğü bölge olmuştur. Burada yapılan arkeolojik kazılarda antik dönemden kalma birçok mezar, ibadet mekânını ortaya çıkarmıştır. Hıristiyanlığın doğuşundan kısa bir süre sonra Kapadokya’dan bu bölgeye gelen Hıristiyanlar başta Hadrianapolis şehri olmak üzere diğer yerleşim yerlerini kurmuştur. Aynı dönemlerde veya Anadolu’nun Türkler tarafından fethinden önce Hıristiyan Türklerin buralara gelerek yerleştikleri iddia edilmektedir. Fetihle birlikte Anadolu’nun müslümanlaşma çabası içerisinde bulunan Horasan bölgesinden gelen Erenlerin uğrak yeri olmuştur. Günümüz de bunların kabir ve türbeleri hâla bulunmakta ve insanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Osmanlı döneminde yörede Müslüman ve Hıristiyan nüfus birlikte yaşamıştır. Şer’iyye Sicillerinde buna dair pek çok hukuki örneklere rastlanmaktadır. I. Dünya savaşı ve sonrasında ise gerçekleşen mübadelede bu bölgede yerleşik Hristiyan nüfus zorunlu tehcire tabi tutulmuştur. Bundan sonra bölgenin demografik yapısı değişikliğe uğrayarak tamamen Müslüman bir nüfus profili ortaya çıkmıştır. Aynı dönemde ayakta kalan kiliseler camiye dönüştürülmüştür. Bu çalışmada Safranbolu yöresinde bulunan dinler ve gruplar hakkında genel bilgiler verilerek Safranbolu’nun tarihsel dini hayatına dair malumatlar sunulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Mustafa YİĞİTOĞLU

83 62
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLU'NUN YETİŞTİRDİĞİ ÜÇ MÜMTAZ ÂLİM; AHMED RIFAT, HÜSEYİN FEVZİ VE MEHMED KÂMİL EFENDİ

Bugün Karabük'e bağlı bir ilçe olan Safranbolu'nun tarihi eski çağlara kadar gitmektedir. Bu süreçte pek çok milletlerin ve devletlerin idaresinde kalmıştır. Yıldırım Bayezid zamanında 1392'de Osmanlı idaresine geçmiş ise de Fetret döneminde (1402-1423) tekrar Osmanlıların elinden çıkmış bulunan Safranbolu, 1416'da Çelebi Mehmet tarafından bir daha çıkmamak üzere Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Osmanlı döneminde önemli bir yerleşim merkezi olan kaza, Zağferanbolu, Taraklıborlu ve Safranbolu gibi adlarla anılmıştır. Safranbolu'da başta İzzet Mehmet Paşa, Kazasker Hüseyin Efendi (Cinci Hoca) olmak üzere birçok devlet adamı ve âlim yetişmiştir. Bunlar arasında özellikle son dönemde kadılık, müderrislik, nâiblik ve müftülük gibi görevlerde bulunmuş onlarca âlime rastlanmaktadır. Biz bu tebliğde mevcut kaynaklar ışığında bu âlimlerden Ahmet Rıfat Efendi, Hüseyin Fevzi Efendi ve Mehmet Kâmil Efendi'yi ele aldık. Bu çerçevede bu âlimlerin sicil dosyalarındaki belgelerin tamamı gözden geçirilmiştir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Nevzat SAĞLAM

82 54
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU ALİ B. İBRÂHİM (EZ-ZA’FERÂNÎ) EFENDİ’NİN ÂYETÜ’L-KÜRSÎ HAKKINDAKİ RİSÂLESİ

Köklü bir mazisi olan Safranbolu, geçmişten günümüze ilim ve kültür alanında pek çok değerli âlim yetiştirmiş ve onların farklı alanlarda nadide eserler vermesine imkan sağlamış bir şehir olarak anılagelmiştir. Şehrin yetiştirdiği bu değerli kişiler ve onların eserleri hakkında yapılacak araştırmalar, geçmişin mirasının gün yüzüne çıkarılarak geleceğe aktarılmasında önemli katkılar sağlayacaktır. Bu çalışmada XVIII. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve kaynaklarda hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan Ali b. İbrâhim ez-Za’ferânî Efendi’nin “Zübdetü'l Fevâid” isimli yazma risâlesi incelenmiştir. Kullandığı ez-Za’ferânî nisbesinden Safranbolulu olduğu anlaşılan müellif, eserini o dönemde namazlardan sonra Âyetü’l-Kürsî’nin okunmasına ilişkin toplumum çeşitli kesimlerinde ortaya çıkan ihtilaflara çözüm sunmak amacıyla kaleme almıştır. Risâlede Âyetü’l-Kürsî’nin okunmasındaki faydaların özüne temas edilmiştir. Bu çerçevede Kur’ân-ı Kerim’in mutlak anlamda okunması ve dinlenmesinin bağlayıcılığı üzerinde durulmuş, Âyetü’l-Kürsî’nin okunmasına ilişkin zikredilen hadis-i şeriflere yer verilmiş ve kaynaklarda geçen bilgiler ışığında çeşitli tespitlerde bulunulmuştur. Eserde Âyetü’l- Kürsî okunurken yapılan hata ve yanlışlara da değinilirken bunları aşabilme noktasında bazı önerilere yer verilmiştir. Risâlenin tek nüshası Ankara Milli Kütüphane’de Yazmalar Koleksiyonu bölümünde 06 Mil Yz A 1569/3 numara kaydıyla bir mecmua içeresinde 41b-44a varaklar arasında yer almaktadır. Yapılan araştırmada eser üzerinde daha önce herhangi bir çalışmanın yapılmamış olduğu tespit edilmiştir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

M.Sami ÇÖLLÜOĞLU

83 73
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU BİR SÛFÎ OLAN SADIK VİCDANÎ'NİN ŞERİAT- TARİKAT ANLAYIŞI

İslam dini, Yüce Allah tarafından gönderilmiş son ilahi dindir. Şüphesiz bütün ilahi dinlerin hem maddi hem de manevi/ahlaki kuralları vardır. İslam’ın maddi yani hukuki normlarına genel anlamda şeriat denilmiştir. Şeriat, dinin sınırlarının naslarla belirlenen ve görünür olan temel normlarını ifade eder. Ancak dinin görünen veya başka bir ifadeyle maddi yönünün dışında görünmeyen, deruni, içe dönük manevi bir yönünün olduğu da bir gerçektir. İşte tasavvuf, İslam’ın görünmeyen, takva, ihsan, huşu, ahlak gibi içe dönük manevi yönünü yaşamayı ve mümkünse bu yaşantıyı bir hayat anlayışı hâline getirmeyi hedefleyen bir düşüncedir. Bu düşüncenin zaman içinde disipline edilmiş ve kurumsallaşmış hâline de tarikat denilmiştir. Buradan hareketle İslam düşünce tarihi boyunca şeriat – tarikat ikilemi üzerine bir kısım ilim ve irfan sahibi Müslümanlar bu konuda görüş ve fikirlerini kaleme alarak eserler vermişlerdir. Safranbolulu bir sûfî olan ve 1939 yılında vefat eden Sadık Vicdanî de şeriat – tarikat konusunda düşüncelerini yazıya döken önemli âlimlerimizden biridir. Tarikatlar, silsileleri ve şubeleri hakkında önemli eseri olan Tomar-ı Turuk-ı Aliyye’de şeriat – tarikat hakkında görüşlerini daha kitabının başında zikretmiştir. Ona göre şeriat; “Cenab-ı Hak tarafından Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz vasıtasıyla bizlere tebliğ buyrulan ilahi hükümleri ihtiva eden, mukaddes ilahi kanundur.” Tarikat ise; “O mukaddes ilahi kanuna tam bir bağlılıkla, sımsıkı sarılan iman ve yakin sahiplerinin Allah’ın zikrine devam etmeleriyle, açılması mümkün olan Allah’a vuslat ve O’nun canib-i izzetine kavuşmanın en büyük yoludur.” Bu çalışmamızda bölgemizin önemli müelliflerinden ve sûfî kimliğiyle de tanınan Safranbolulu Sadık Vicdanî’nin şeriat – tarikat hakkındaki görüşlerini incelemeye çalışacağız. Bunu yaparken mümkün oldukça tasavvuf düşüncesinde önemli etkileri olan ve özellikle ilk dönem mutasavvıfların görüş ve düşünceleriyle de mukayeseler yapmayı hedefliyoruz.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Hamdi KIZILER

79 61
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU HACI REŞİD PAŞA’NIN FIKIH TARİHİNE BAKIŞI -RÛHU’L- MECELLE’NİN MUKADDİMESİ ÖZELİNDE-

Hacı Reşid Paşa, son dönem Osmanlı devlet ve ilim adamlarındandır. Mecelle-i Ahkâm-i Adliyye’nin bütününü kapsayan az sayıdaki Türkçe şerhlerden biri olan Rûhu’l-Mecelle’nin yazarıdır. Rûhu’l-Mecelle’nin girişinde fıkıh tarihi ve fıkıh usûlüne dair bir bölüm yer almaktadır. Yazar, diğer Mecelle şerhlerinden bu ölçüde bulunmayan bu bölümü, Mecelle’nin 1. maddesindeki fıkıh tarifine ilişkin açıklamalarını ve devamında doksan dokuz küllî kaide ile Mecelle’nin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazdığını belirtmektedir. Girişin fıkıh tarihiyle ilgili kısmında İslâm’dan önceki şeriatlardan başlayıp fıkıh mezheplerinin doğuşuna, oradan günümüze uzanan kısa bir teşrî‘tarihine yer verilmekte, Hanefî mezhebinde kabul gören sınıflandırmaya göre fıkhî meselelerin ve fakihlerin tabakalarına temas edilmektedir. Osmanlı uygulamasında fetva makamı, şeyhülislâmın faaliyetleri ve fetvada esas alınan belli başlı eserlerle bazı kanunnâme ve nizamlar hakkında kısa bilgilerin yer aldığı bu bölümde, Mecelle’nin gerekçeleri ve hazırlık safhâları üzerinde durulması Mecelle şerhleri içindeki ayrıcı vasfını temsil etmektedir. Hacı Reşid Paşa fıkıh usûlü bölümünde dört delile ilaveten beşinci delil olarak sadece istihsanı zikreder. O, bunun ardından “edille-i müteferria” başlığı altında istishab, tahkim, fıkdân-ı delil, taklid ve şehadet-i kalpten müteşekkil hukuk prensiplerine yer verir. Hüküm konusunu izah ederken Batı hukuku ile mukayeseler yapar ve İslam hukukunu savunur. Özellikle kanunların yaptırım gücü ve hüsün kubuh meselelerine değinir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Murat ŞİMŞEK

93 52
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU HACI ŞERİF AHMED REŞİD PAŞA’NIN RÛHU’L-MECELLE İSİMLİ ESERİNDE ZARÛRET PRENSİBİNE DAİR YORUMLARI

Zaruret; korunması gereken beş temel haktan en az birinin kısmen veya tamamen ortadan kalkmasının kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda, mükellefe haramı işleme ve/veya vacibi terk etme ruhsatı veren mazerettir. İçinde bulunduğu hâlden ancak dinin birtakım emirlerini terk etmek suretiyle kurtulabileceği bu zaruret durumlarında, birey mazur sayılır. Âyet ve hadislere bakıldığında kolaylık üzerine vurgu yapıldığı görülür. Allah’ın kulları için zorluk değil kolaylık istediğini belirtmesi, Hz. Peygamber’in kolay olanı tercih ve teşvik etmesi bu bağlamda zikredilebilir. Dolayısıyla dini emirlerin amacının bireylerin sıkıntıya girmeleri veya meşakkat çekmeleri olmadığı söylenebilir. Bu nedenle kulların zorlanacakları durumlarda ruhsatlar tanınır. Usûl âlimleri zaruret konusunu detaylı bir şekilde incelemişlerdir. Bu bağlamda âyet ve hadislerden hareketle zarûrat-ı hamse denilen, zarar görmemeleri için dini emirlerin ihlal edilebileceği beş temel hakkı (canın, dinin, malın, aklın, neslin korunması) belirlemişler, bu hakların muhafazası için hangi emirlerin ne dereceye kadar terk edilebileceği, terk etmenin hükmü gibi hususları tartışmışlar, ilgili nasslara dayanarak genel ilkeler tespit etmişlerdir. Bahsi geçen ilkeler Mecelle’nin külli kaideleri arasında da yer almakta, dolayısıyla Mecelle üzerine araştırma yapan âlimlerin incelemeleri kapsamına girmektedir. Bu âlimlerden biri de Rûhu’l-Mecelle isimli sekiz ciltlik bir şerh yazan Safranbolulu Hacı Şerif Ahmed Reşid Paşa’dır (1858-1918). Çalışmamızda, bahsi geçen şerhin zaruret prensibine dayalı külli kaidelere dair açıklamaları ele alınacaktır. Bu bağlamda öncelikle usûl eserlerinde yer alan bilgiler doğrultusunda zarûret konusu incelenecek, ardından Rûhu’l- Mecelle isimli şerhte konuya ilişkin yapılan inceleme ve tahliller okuyucunun istifadesine sunulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ayşe Betül ALGÜL

77 66
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU MEHMED EMİN EFENDİ'NİN ESERLERİNDE EVLE İLGİLİ METAFORLAR

Tasavvuf, “bir yaşama ve düşünce şekli, bir hâl”dir. Mutasavvıflar yaşanan hâli ve mânâyı anlatmak için kelimelere yeni anlamlar vermişlerdir. Dolayısıyla tasavvufî metinleri anlamak için, gelenekte “mânâ dili, kuş dili, işâret dili, remzî dil” denilen ve en önemli özelliği metaforik anlatım olan bu dili bilmek gerekir. Mutasavvıflar soyut kavramları somutlaştırmak, anlatımı zenginleştirmek için metaforlara müracaat etmişlerdir. Metaforlar geleneksel ve kültürel olmakla birlikte yazara/şaire has kullanımlardır. Tasavvufi metni doğru anlamak, en azından yanlış anlamamak için metaforların tespiti önemlidir. Bir sanatçı genellikle yetiştiği kültürde üretilen metaforları kullanır. Ahmed Yesevi ile başlayan Türk tasavvuf edebiyatı Anadolu sahasında Yunus Emre ile birlikte kendi dilini kurmuş ve ardından yetişen mutasavvıf şahsiyetlerce zirveye taşınmıştır. Metaforların toplumların kültürel, tarihi ve coğrafi birikimleri üzerine inşa edildiği ve insanla ilgili tüm alanların metaforlarla kavramsallaştırıldığı kabul edildiğinde tasavvufi metinlerdeki metaforların tespiti bu metinlerle ortaya konulan fikirlerin anlaşılmasında yol gösterecektir. Mehmet Emin Efendi, Safranbolu Yazıköy’de doğmuş, Geredeli Hâlil Efendi tarafından icazet verilerek Safranbolu’da görevlendirilmiştir. 1867 vefat eden Mehmet Emin Efendi’nin Mir’atü’l-âşıkîn ve Mizanü’l-âşıkîn adlı iki risalesi bulunmaktadır. Bildiride bu eserlerdeki “ev”le ilgili metaforlar tespit edilmiştir. Mehmet Emin Efendi bir yapı olarak evin unsurlarından kapı, pencere ve bunlarla ilgili kilit, anahtar, perde gibi kelimelere yeni anlamlar yükleyerek bu kelimeleri metaforik olarak kullanmıştır. En çok kullanılan ise perde metaforudur.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Gülten KÜÇÜKBASMACI

101 76
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU MEHMED EMİN ŞÜKRÜ EFENDİ’NİN MİR’ATÜ’L-AŞİKÎN İSİMLİ ESERİNDE ZİKDETTİĞİ HADİSLERİN TAHLİLİ

Sünnet İslâm Dini’nin dayandığı iki asıldan bir tanesidir. Kur’an’ın uygulanması bağlamında Peygamber’in (s.a.v) ortaya koyduğu hayâ tarzı ve yolu diye tarif edebileceğimiz sünnetin söz ve yazıyla ifadesine ise hadis denilmektedir. Bu dinin insanlara ilk tebliğinden itibaren Peygamber’in söyledikleri, yaptıkları ve tutumu inananlar için çok önemli olmuştur. Resûlullah daha hayatta iken Müslümanlar, Peygamber’in sözlerini ve kendisiyle ilgili durumları öğrenmişler ve muhafaza etmişlerdir. Asırlar boyunca Müslümanlar hayatlarının tanziminde Peygamber’e benzemeyi ve onun söylediklerine uymayı büyük bir erdem olarak görmüşlerdir. Dini veya gayri dini her alanda onun sözlerini birbirlerine hatırlatmışlardır. Çünkü O, Allah’ın (c.c) işareti doğrultusunda güzelin en güzelini ortaya koymuş, insanlara hikmeti öğretmiştir. İslâm tarihi boyunca dini kitapların dışında bile yazılan her eserde, her konuda Peygamber’in sözleri nakledilmiştir. Gerek tıb, coğrafya, astronomi gibi bilim alanlarında yazılan eserlerde, gerek edebi eserlerde peygamberin sözlerinden insanlar kendilerine dayanak aramışlar ve O’nun sözlerini nakletmişlerdir. Aslında onun sözlerini nakletmenin de bir üslubu vardır. Elbette bu konunun detayları incelendiği zaman Peygamber (s.a.v) sözlerinin toplanmasında naklinde bazı aksamalar olmuştur. Peygamber adına yalan söyleyen bazı bedbahtlar da var olagelmiştir. Ama kendi sistematiği içerisinde bunlar değerlendirilmiş, doğrusu yanlışı, O’na ait olanla olmayan ayırt edilmeye çalışılmıştır. Her alanda olduğu gibi, insanları arındırıp kemale erdirme iddiasında ve gayretinde olan mutasavvıflar insanları irşat ve tezkiye için geliştirdikleri sistemi Peygamber’in uygulamalarına dayandırmaya, bu maksatla yazdıkları eserlerde Hz. Peygamber’den sözler nakletmeye özen göstermişlerdir. Ancak yapılan nakiller hadis ilmi ile uğraşanlar tarafından çoğu zaman tenkit edilmişlerdir. 19 yy. mutasavvıflarından olan Safranbolu’lu Mehmet Emin Şükrü Efendi, Tasavvuftaki seyr-u sülük ile ilgili yazdığı Mir’âtü’l-âşıkîn isimli eserinde kâmil ve mükemmil olmanın yollarını anlatırken bazı hadisler zikretmiştir. Bu çalışmada bu hadislerin sıhhat değerleri ve hangi bağlamda kullanıldığı ile ilgili değerlendirmeler ortaya konulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Yakup Kocyigit

106 81
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SAFRANBOLULU MEHMET EMÎN HÂLVETÎ’NİN MİR’ÂTÜ’L-ÂŞIKÎN’DEKİ MANZÛMELERİNDE ‘SEYR u SÜLÛK’

Tasavvufî yaşamın temel motivasyonu aşk; amacı ise rızâ-yı İlâhîdir. Bu iki misyonun vizyona dönüşmesi kişinin bu yoldaki seyriyle mümkün olur. Allah’a olan manevî yolculuk, pek çok mutasavvıfın eserlerinde işlediği temel konudur. Çalışmamız, Safranbolulu Mehmet Emîn Hâlvetî’nin Mir’âtü’l-Âşıkîn adlı eserinin manzûm kısımlarındaki seyr u sülûk mertebeleri ve hâllerinden bahsedilen bölümleri tanıtma amacını güder. Ahlakî bir pratik olarak da ifadelendirilebilecek seyr ü sülûk, bir Hâlvetî azîzi olan Mehmet Emîn’in şiirlerinde bu kavram ve çerçevesi içerisinde bahis konusu edilmiştir. Eserin mensûr kısımları olmasına karşın sadece manzûm kısımlardaki öğretilere dikkat çekilmiştir. Bu incelemeyle manevî seyirdeki kişinin nefsin yedi mertebesi ve hâllerine yönelik kazanımları, riskleri ve dikkat edilmesi gereken tarafları âyet, hadis ve geçmiş âriflerin tecrübeleri referans alınarak aktarılmıştır. Arûz vezninin değişik kalıplarıyla gazel, kıt‘a ve murabba olarak yazılan; nasihat amaçlı olmaları dolayısıyla daha ziyade manzûme olarak nitelendirilebilecek bu şiirlerin edebî yönü zayıf; kimilerin vezinleriyse kusurludur. Ama her şeye rağmen tasavvufî bir ıstılahın manzûm bir şekilde yazılması bu pratiğe dair hafızayı diri, sağlam ve güncel tutacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Murat AYAR

90 55
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SANAT VE TERAPİ’DE RENK: HADRİANOUPOLIS MOZAİKLERİ VE RENKLERİ

Sanat Terapisi, Sanatla Terapi, Sanat ve Terapi diye adlandırabileceğimiz alan Uluslararası alanda 1940’lı yıllarda; Ulusal alanda da 2000’li yıllarda ortaya çıkmıştır. 2012 yılında ilk kez Türkiye’ de dernek ve akademik çalışmalara başlanmıştır. Sanat ve Terapi’ de çok çeşitli uygulama alanları mevcuttur. Bu uygulama alanlarından Renk Terapisi kapsamındaki çalışmalar da oldukça kıymetlidir. Uzakdoğu’ da Feng Shui, Zen ve Budizm felsefelerinde oldukça sık karşılaştığımız renklerle tedavi, iyileşme aynı zamanda Şamanik ve ilkel toplumlarda, hâlk inanışlarında ve günümüz entelektüel hayatında oldukça sık kullanılmaktadır. Bu bağlamda mozaiklerle yapılan grup ve bireysel sanat uygulamaları çok önemlidir. Antik kentlerde ortaya çıkarılan mozaik ve fresklerde kültürel verilerin dışında toplumun estetik zevkleri ve ilgileri hakkında da bilgi sahibi olabiliriz. Tüm bu mozaik ve freskler sanat terapisinde alternatif uygulama örnekleri oluşturabilir. Çünkü mozaikler tıpkı zihnimizde çözümlemeye çalıştığımız alanlar gibi sıralı ve karmaşık düzende seyreder. Mozaikle uğraşırkan farkında olmadan terapötik bir süreç yaşarız. Bu çalışmada Karabük ili Eskipazar ilçesi Hadrianoupolis Antik kenti kazısında ortaya çıkarılan mozaiklerden elde edilen veriler ışığında bir çalıştay yapılarak Sanatla Terapi uygulamasıyla bölgede sosyal alanda sıkıntı yaşayan çocuklar ve yetişkinlerle terapötik süreçle bir sağaltım sağlanan grup çalışmasına yer verilmiştir. Sanat Terapisine alternatif uygulama atölyelerine örnek oluşturmak amaçlanmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Eda ÖZ ÇELİKBAŞ

79 86
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 SİKKE BULUNTULARI IŞIĞINDA HADRİANOUPOLİS KİLİSE C YAPISI

Paphlagonia Hadrianoupolis’i olarak adlandırılan antik kent günümüz Karabük ili, Eskipazar ilçesi sınırları içerisindedir. Çalışma konusunu oluşturan, Hadrianoupolis antik kentinin şu ana kadar tanımlanmış 3 kilisesinden biri olan Kilise C olarak adlandırılan yapıda ilk kazı çalışmaları 2007 yılında gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta yapının sadece apsis kısmı ortaya çıkarılmış, işlevinin kesin olarak belirlenememesi nedeniyle de “Apsisli Yapı” olarak adlandırılmıştır. 2017 ve 2018 yıllarında, yapının doğu ve kuzeydoğu yönlerinde kazı çalışması yapılmış ve yapının Erken Bizans Dönemi’ne tarihlenen bir kilise olduğu anlaşılmıştır. Kilise C’deki kazı çalışmaları sonucunda elde edilen kalıntılar ve buluntulardan yola çıkılarak kilisenin ilk olarak MS 5.-6. yüzyıllar arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Arkeolojik verilerden yola çıkılarak bölgede veya yakın coğrafya da meydana gelen bir deprem veya istila nedeniyle yapının büyük tahribat gördüğü ve yeniden inşa edildiğine dair arkeolojik verilere de ulaşılmıştır. Bu arkeolojik verilerden önemli bir grubu da kazı çalışmaları sırasında ele geçen sikkeler oluşturmaktadır. En erkeni II. Constantius Dönemi’ne (MS 332-335) tarihlenen sikke buluntularının, Heraclius Dönemi’nde (MS 610-641) yoğunluk göstermesi yapının olasılıkla MS 7. yüzyılın ilk yarısının sonlarında büyük bir tahribat geçirdiğini düşündürmektedir. Çalışma kapsamında Hadrianoupolis Kilise C yapısı sikke buluntuları hakkında bilgi verilerek yapının tahribat evreleri hakkında diğer arkeolojik kalıntı ve buluntulardan da yararlanarak yeni öneri ve görüşler ortaya konacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Kasım OYARÇİN

86 57
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 Tahir BİLİRLİ

Osmanlı Devleti yazılı ve sözlü kuralları olan bir devlettir. Bu kurallara uymayan kişiler devlet tarafından çeşitli şekilde cezalandırılmıştır. Bu cezaların en yaygını ise hapsedilme, idam edilme ve sürgün cezası şeklinde olmuştur. Sürgünler zaman olarak süreli veya süresiz olarak ikiye ayrılırken, genellikle bu sürgünler zorla gerçekleşmiş bazen de gönüllü olarak gerçekleştiği olmuştur. Sürgün devletin sınırları içerisinde bir yere yapıldığı gibi sınır dışında bir yere de yapılmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artan siyasi olaylarla birlikte, diğer cezalar da olduğu gibi sürgün cezalarında da bir artış söz konusu olmuştur. Sürgün, özellikle yönetime muhâlif olanların İstanbul’dan uzaklaştırılması için kullanılırken bulundukları yerde huzursuzluk çıkaran kişilere de uygulanmıştır. Bu sürgün yerlerinden birisi de Safranbolu olmuştur. Bu bildiride Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde özellikle 19. yüzyıldan son dönemine kadar geçen sürede Safranbolu’ya yapılan sürgünler konu olarak ele alınacaktır. Kimlerin sürgün edildiği, hangi nedenlerden sürgüne tabi oldukları, sürgün süreleri gibi konular işlenmeye ve Safranbolu’nun bu sürgünler üzerinden bir sürgün yeri olup olmadığı değerlendirilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Tahir BİLİRLİ

92 91
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TARİHTE İNSAN-MEKÂN ETKİLEŞİMİNİN SAFRANBOLU KENTLEŞME KÜLTÜRÜNE ETKİSİ

Türk evi, Anadolu’da kendine özgü karakterini oluşturmuştur. Osmanlı Devleti’nin sınırlarını genişletmesiyle de Avrupa’nın belirli yerlerinde kökleşen Türk evi, 15. ve 16. yüzyıldan itibaren mevcut diğer tiplerin yerine geçmiştir., Osmanlı Devleti döneminde, Safranbolu üstün ekonomik ve kültürel düzeyine ulaşmıştır. Türk Beylikleri ve Osmanlı hâkimiyeti altında kaldığından dolayı Safranbolu’da, Türk yaşam biçiminin baskın olduğu ve Safranbolu’yu şekillendirdiği söylenebilir. Türk-İslam geleneği içinde mekân algısını belirleyen “benimseme”, “aidiyet” ve “kimlik” kavramlarıdır. İnsanın ve insana dair olanın oluşumunda ve gelişiminde sosyal çevre ile fiziki çevrenin önemli bir yeri bulunmaktadır. İnsanların kolektif bellekten gelen verilerle, çevrelerindeki mekânı kendilerine özgü bir yaşam alanı olarak kurgulamasıyla aidiyet değerine ulaşmışlar. Mekân-insan arasındaki “benimseme”, “aidiyet” ve “kimlik” değerleri ile karşılıklı etkileşim yaşanmasıyla, mekân “anlam ve önem” kazanmaya başlar. Toplumsal ilişki ağlarının, düşünsel ve kültürel imgelerin sahnesi olan kent, aynı zamanda yaşanan toplumsal süreçlerin de temel unsurlarından biridir. Mekânın somut ifadesi olan mimari formun anlamını ve insan-mekân ilişkilerinin anlamını sorgulamaya yönelik bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Mekânın sembollerle inşa edildiğini, bireylerin de bu sembolleri yorumlayarak onlara anlam yüklerler. Bireylerin mekâna yüklenen anlamlara göre kendisi için bir “durum tanımlaması yaptıktan sonra eyleme geçtiklerini düşünülebilir. Demografik karakterli ve kültür temelli bir biçimde ortaya çıkan kentleşme kültüründe, mekânın kullanış şekli ve amacı ortak toplumsal karakterini yansıtırlar. Türklerin çevreye kattığı bu özellikler, donatılar ve oluşan eylemler sonucunda Anadolu’da kendine özgü yapı ve yerleşim karakterini taşıyan kentlerden biri de Safranbolu’dur. İnsan-çevre ilişkilerini mekân üzerinden anlamak ve okumak için farklı disiplinler içinde de yer alan ve konunun anlaşılmasını kolaylaştıracak olan, aidiyet, sahiplenme ve kimlik gibi kavramları mekânla ilişkilendirilerek, mekân-insan etkileşimin Safranbolu kent kültürüne etkisi makalenin kavramsal çerçevesi oluşturulacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Sinan DOĞAN

82 58
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TARIM SEKTÖRÜNÜN TEMEL SORUNLARI VE İSTİHDAM YAPISININ ANALİZİ KARABÜK İLİ ÖRNEĞİ

Bu çalışmada tarım sektörünün temel sorunları ve istihdama olan katkısı incelenmiştir. Çalışmada Karabük ili merkez köyleri ve Safranbolu ilçesi köylerinde mülakat şeklinde görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen bilgiler analiz edilerek Karabük ili merkez köyleri ve Safranbolu ilçesi köylerindeki üreticilerin temel sorunları ve istihdama olan katkıları tespit edilmiştir. Buna göre tarım sektörünün istihdama olan katkısının istenilen seviyede olmadığı ortaya çıkmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Nihat ALTUNTEPE

101 58
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TEMETTUAT DEFTERİNE GÖRE SAFRANBOLU KARIT KÖYÜNÜN SOSYO– EKONOMİK YAPISI

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyıldan sonra ekonomi alanında köklü değişimler yaşanmıştır. Bu değişimlerde Tanzimat Dönemi’nin etkisi çok büyüktür. Tanzimat dönemi ile başlayan yenileşme süreci her alanda hissedilmeye başlanmıştır. Özellikle ekonomi alanında yaşanan yeniliklerden en önemlisi vergi alanında yapılan değişikliklerdir. 19. yüzyıl ortalarına kadar kayıt altında tutulmayan vergiler bu tarihten itibaren “Temettuat” adı verilen defterlerde kayıt altına alınmaya başlanmıştır. Temettuat defterleri günümüzde gelir – gider defterleri olarak tanımlanmıştır. Temettuat defterlerinde bölgenin ekonomik faaliyetleri, bölge hâlkının kullanmış olduğu lakaplar, mal varlıkları ve meslekleri hakkında bilgiler yer almıştır. Temettuat defterleri dönemin sosyo–ekonomik hayatı, nüfusu ve tarımsal hayatı değerlendirmemiz açısından bize kapsamlı bilgiler sunmuştur. Bu çalışmada ise Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde bulunan 29 Aralık 1845 tarihli ve ML.VRD.TMT 4549 kodlu Safranbolu’nun Karıt Karyesi’ne ait Temettuat Defteri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda Karıt Karyesi’nde 55 adet hane tespit edilmiştir. Bu hanelerin mülkiyetleri, ödemesi gereken vergi miktarları ve hane sahipleri hakkında bilgi edinilerek gerekli değerlendirmeler yapılmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Ebru SEZGİN

103 81
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TEMETTUAT DEFTERİNE GÖRE SAFRANBOLU KAZASI, BOSTANBÜKÜ KARYESİ’NİN SOSYO – EKONOMİK YAPISI

Osmanlı Devleti’nde XIX. yüzyıldan sonra idarî, siyasî, sosyal, iktisadî, askerî ve kültürel alanlarda köklü değişimler yaşanmıştır. Bu değişimlerde Tanzimat Fermanı’nın etkisi oldukça büyüktür. Bu ferman ile birlikte Osmanlı Devleti birçok müessesinde yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Tanzimat Fermanı’nın mihenk taşı iktisadî alandaki değişimler olmuştur. Bu değişimin temelinde “herkesin gelirine göre adil bir vergi” sistemi kabul edilmiştir. Uygulamaya koyulan yeni vergi sistemiyle birlikte vergiler Temettuat defterlerinde kaydedilmeye başlamıştır. Temettu Arapça bir kelime olup, kazanç, kar elde etme, fayda görme anlamlarına gelmektedir. Temettuat vergisi ise sayıma dayalı olarak öğrenilen yıllık kazançların üzerinden alınan bir vergidir. Temettuat defterleri vergi tespitinin öğrenilmesi için oldukça önemlidir. Bu defterler bize sayımın yapıldığı taşraların demografik ve ekonomik yapısı ile tarım, hayvancılık, ticaret ve meslek grupları gibi birçok bilgi vermektedir. Bu çalışmamızda ise Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde bulunan 29 Aralık 1845 tarihli ve ML.VRD.TMT 4519 numaralı Safranbolu kazası, Bostanbükü Karyesi Temettuat Defteri incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda 35 hane tespit edilmiştir. Bu hanelerin mal varlıkları, ödemesi gereken vergiler, vergi miktarları incelenmiş ve hane sahipleri hakkındaki bilgiler detaylıca değerlendirilmiştir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Feride EKŞİ

103 181
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TÜRK MÛSİKÎSİNDE “GÜLÇİN YAHYA BİÇİM TAHLÎLİ YÖNTEMİ” ve SAFRANBOLU TÜRKÜLERİNDEKİ UYGULAMASI

Safranbolu mûsikî kültüründe yer alan türkü, oyun havaları, düğün havaları, çocuk tekerlemeleri, ramazan mûsikîsi, dînî mûsikîde hatta peşrevlerinde klasik mûsikînin özellikleri görülmektedir. Ayrıca makam ve usûl özelliklerinin yanı sıra formlara âit biçim özelliklerinde de önemli ayrıntılar bulunmaktadır. Bu çalışmada, Safranbolu Türküleri biçim özellikleri açısından incelenmiştir. Yöreye ait üç adet sözlü eser örneklem grubu olarak seçilmiş ve tahlil edilmiştir. Türkü formuna yönelik eser kurgusu oluşturulmuştur. Eserlerin biçim yönünden iç ve dış çerçeveleri ( iç ve dış dinamikleri) yeni, kolay ve anlaşılır bir biçim tahlîli gösterimiyle ilk defa ifâde edilmiştir. Türkü formuna ait Eser Kurgusu ve İcrâ Akışı oluşturulmuştur. Tahlil Yöntemi olarak “Gülçin Yahya Biçim Tahlîli Yöntemi” kullanılmıştır. Çalışmada bahsedilen tahlil yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın amacı: Hem bahsedilen tahlîl yöntemini anlatmak ve tanıtmak hem de Safranbolu Türkülerinin farklı çeşitlerini biçim açısından ortaya koymaktır. Ezgi, güfte ve usûle ait dış çerçeve ile motif, cümle, bölüm, makam seyri, bağlantı nağmeleri, söz unsurları, tartım, düzüm, ezgi atıfları, mûsikî tasvîri, vezin ve vezin kalıpları, aranağme vb. ile ilgili iç çerçevesini belirleyerek yapı özelliklerini tâhlîl etmektir. Eser Kurgusu ve İcrâ Akışına ait anahtar ve şifreleri kolay anlaşılabilen yeni sembol ve işaretlerle göstermektir. İncelenen türkülerde bölüm sayıları az olmakla birlikte cümle sayılarının daha fazla olduğu görülmüştür. Güfte-usûl ilişkisi ve usûl-motif, cümle ve bölüm ilişkisi göz önünde bulundurularak türkü notalarının yeniden yazılması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bir medeniyetin mûsikî zarâfetini ortaya koyan kültür mîrası eserler olması bakımından ezgi ve icrâdaki asliyetine bağlı kalarak yeni teknolojik imkânlarla kayıt altına alınması önerilmiştir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Gülçin Yahya Kaçar

71 57
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TÜRKİYE DİYANET VAKFI- OŞ DEVLET ÜNİVERSİTESİ/KIRGIZİSTAN İŞ BİRLİĞİ ÇERÇEVESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Türkiye Diyanet Vakfı, Oş Devlet Üniversitesi ile 1993 Senesinde protokol anlaşması yaparak Orta Asya’daki ilk ilahiyat fakültesini açmıştır. Kırgızistan daha yeniden bağımsızlığına kavuşmuş ve siyasî, sosyal, ekonomik ve dinî birçok eksiklikler ve sıkıntılar ile karşı karşıaydı. Kırgızistan bağımsızlığına kavuştuğunda ilk el uzatan ülkelerden biri Türkiye Devleti olmuştur. O dönemlerde Kırgız toplumunun dinî bilgisi çok zayıftı ve dinî eğitim veren bir kuruma ihtiyaç çok büyüktü. Aynı zamanda devleti yönetenlerin ateist zihniyetleri devam etmekteydi ve herhangi bir üniversitede ilahiyat fakültesi açmak kolay bir iş değildi. Türkiye Diyanet Vakfı Kırgızistan’da ilahiyat fakültesi açma girişiminde bulunmuş ve başkent Bişkek’teki birkaç üniversiteye teklifte bulunmuştur. Fakat Türkiye Diyanet Vakfı’nın bu teklifleri geri çevirilmiştir. Son çare olarak Kırgızistan’ın resmî ikinci başkenti olan Oş şehrindeki Oş Devlet Üniversitesi ile görüşülmüş ve bu teklif kabul edilmiştir. Türkiye Diyanet Vakfı Oş Devlet Üniversitesi ile 17 Kasım 1993 Senesinde protokol anlaşması yaparak ilahiyat fakültesini açmıştır. Protokol anlaşmaya göre hazırlık ve birinci sınıf öğrenciler iki sene Türkiye’de eğitim görecekler ve ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıfları Oş Devlet Üniversitesinde tamamlayacaklardı. Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1998 Senesinde ilk mezununu vererek bugüne kadar 600 den fazla mezun vermiştir. Kırgızistan’da günümüzde de istihdam sorunu olmasına rağmen Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi başarıyla eğitime devam etmektedir. Türkiye Diyanet Vakfı’nın Oş Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesine verdiği hem maddî, hem de manevî desteği çok büyüktür ve hala da devam etmektedir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Zaylabidin ACİMAMATOV

95 74
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 TÜRKİYE DİYANET VAKFININ TARİHÇESİ VE FAALİYETLERİ

Medeniyetimizin sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasın en önemli kaynaklarından olan vakıflar, sadece sosyal fonksiyonları ile değil, ekonomik gelişmenin sağlanmasında, insanın korunmasında ve toplum yaşamının devamının sağlanmasında içinde bulunduğumuz yüzyılda da yeni ve farklı misyonlara sahiptir. 40 yılı aşkın tecrübesiyle hayata yeni bir anlayış getiren Türkiye Diyanet Vakfı; Genel Merkez ve şubeleriyle birlikte köklü medeniyet mirasımızı idrak etmiş, ümmetin derdiyle dertlenen, özgüveni yüksek, alanında uzman nesiller yetiştirmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürmektedir. Yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için insanlara ve kurumlara maddi-manevi destek olmak misyonuyla yola çıkan Diyanet Vakfı, ülkemizde ve yedi kıtada insanlığa önemli hizmetler sunmaktadır. Günlük hayatla sıkı bir bağlılığı bulunan ve sosyal hayat üzerinde derin etkiler bırakan Türkiye Diyanet Vakfı, eğitime yapılan yatırımların, geleceğe yatırım olduğunun bilinciyle, eğitim alanındaki çalışmalara büyük önem vermekte ve kalpleri insan, vatan, ümmet ve din sevgisiyle dolu nesiller yetiştirmek için çaba sarf etmektedir. Bu anlamda Türkiye Diyanet Vakfı, uluslararası İmam-Hatip ve İlahiyat programı, eğitim koordinatörlükleri, eğitim yardımları, yükseköğrenim öğrenci yurtları ve Kur’an kursu hizmetleri gibi eğitim hizmetleri ile gençleri ortak gayeler etrafında toplamak suretiyle onları millet vasfına yükselmekte, ferdî ve sosyal kabiliyetlerini ve bedîi zevklerini ortaya çıkarmaktadır. Bir yandan Eğitim Koordinatörlüğü, şubelerimizin desteği ile öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılamakta ve diğer taraftan da İlahiyat Akademi Programı, Lisansüstü İlahiyat Programı, Özel Akademi Programları ve Yurt Destekleri gibi alanlarda faaliyetler göstermektedir. Uluslararası İmam Hatip, Dini Yüksek İhtisas Merkezi (Haseki), öğrenci konukevleri ve hizmet içi eğitim kursları ile eğitim hizmetini sürdürmektedir. Tebliğimiz “Türkiye Diyanet Vakfının Kuruluşu ve Misyonu”, “Türkiye Diyanet Vakfının Faaliyet Alanları” ve “Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Şubesinin Eğitim Alanındaki Çalışmaları” olmak üzere üç başlıktan oluşmaktadır. Türkiye Diyanet Vakfı’nın kuruluş serüveni, çalışma alanları, hedefleri izah edilmek suretiyle tebliğimiz, vakfımızdan yararlanmak isteyen veya vakfımıza destek vermek isteyen eğitim fedaileri için bir kılavuz olacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Mehmet Fatih SÖNMEZ

104 52
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ BAĞLAMINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ KARABÜK SOSYO-KÜLTÜREL VE DİNÎ HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

Türkçe Özet: Tebliğ, biri tarih diğeri günümüzü ilgilendiren iki temel konu üzerine inşa edilmiştir. Bunlardan birincisi Müslüman ilim adamlarının Karabük şehir kimliğine etkisi ikincisi ise üniversite gençliği ve bu gençliğe sosyo-kültürel ve dini görgüyü esas alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) faaliyetleridir. Sanayi kentinden üniversite kentine dönüşürken Karabük’te sosyo-kültürel ve dini hayatın durumunu tespit etmek oldukça önemlidir. İslam medeniyeti gönüllülük esasına dayalı bir vakıf medeniyetidir. İyi, doğru ve güzel olan yönlerinin ön plana çıkartılıp diğerlerine örnek olması, kötü, yanlış veya iyi gitmeyen tarafların da tespit edilerek sorunlara çözüm önerileri geliştirilmesi her zaman toplumun lehine olmuştur. Zira ölçülemeyen bir husus hakkında kesin karar vermek veya doğru sonuca ulaşmak mümkün değildir. Bu yüzden öncelikle tarihten günümüze Karabüklü bilginlerin sosyo-kültürel ve dini hayattaki rolü ile birlikte günümüzde STK’ların durumu ortaya çıkartılmalıdır. Bu çerçevede çok kısa bir süre önce kurulmasına rağmen çok sayıda öğrencinin tercih ettiği ve kendi kategorisinde en başarılılar arasında yer alan Karabük Üniversitesi öğrencilerine yönelik imkânlar sunma çabasında olan STK’lar önemlidir. Karabük Üniversitesi’nin gençlerin eğitimine yönelik faaliyet ve uygulamalarını basın yayın ve sosyal medyadan takdirle takip ediyoruz. Ancak hemen dünyanın her yerinde eğitim-öğretim özellikle de yükseköğretim birçok kurumun birlikte hareket etmesiyle başarıya ulaşabilmektedir. Özellikle de imkânlarının sınırlı olduğu ülkelerde öğrencilere daha iyi yetişmeleri konusunda imkânlar hazırlayan gönüllü teşkilatlar daha da önem arz etmektedir. Bu bağlamda üniversiteli öğrencilere barınmanın ötesinde sosyo-kültürel ve dinî hayat konusunda hizmet götürmeye çalışan STK’ların önemi tartışılamaz. Karabük tarihten günümüze birçok devreler veya gelişim süreçleri geçirmiş ve elbette toplumsal yapı, sosyo- kültürel ve dini hayat da buna göre değişmiştir. Mahalle, köy, kasaba, sanayi kenti ve son olarak modern bir üniversite kenti olmayı başarmıştır. Osmanlıdan günümüze birçok değerli bilim ve siyaset adamı topluma yön vermiş, sosyo- kültürel ve dini hayatta rol model olabilmiştir. Safranbolulu Sadrazam İzzet Mehmet Paşa, Gümüşhânevî halifelerinden Safranbolulu İsmail Necati Efendi ve Safranbolulu Halvetî-Şa’bânî Şeyhi Yazıköylü Mehmed Emin Efendi gibi güzide şahsiyetlerin din ve edep dünyasına katkıları asla göz ardı edilmemelidir. Ancak bu tebliğde daha çok günümüzde Karabük üniversite gençliğine yönelik kendi tarih, kültür, din ve ahlak eğitimini üstlenen sivil toplum kuruluşları ve faaliyetleri tanıtılacaktır. Bu çerçevede ulusal ve uluslararası STK’lardan ENSAR, TÜRGEV, İLİM YAYMA CEMİYETİ, TUGVA ve KADEM başta olmak üzere Karabük il ve ilçelerinde üniversite gençliğine yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları tanıtılacaktır. Onların sosyo-kültürel ve dini hayattaki yeri ve önemi ortaya çıkarılacaktır. Böylelikle gerek öğrenci ve öğretim üyelerinin gerekse Karabük halkının söz konusu STK’lara destek vermesi hususunda dikkatler çekilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Mehmet DALKILIÇ

69 63
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 XIX. YÜZYILDA SAFRANBOLU’DA PARA VAKIFLARI

Osmanlı Devleti, kuruluş yıllarından itibaren Selçuklu ve Beylikler dönemlerine ait vakıfları devam ettirdiği gibi aynı zamanda birçok yeni vakıf kurmuştur. Genelde padişahlar, devlet adamları, hanım sultanlar ve hayırsever Osmanlı vatandaşları tarafından cami, mescit, mektep, medrese, darüşşifa ve imaret gibi vakıf eserleri inşa edilmiştir. Bu hayır kurumları uzun asırlar hizmetlerini vakıflar sayesinde devam ettirmiştir. Vakıflar, Osmanlı sosyal, ekonomik ve kültür hayatına büyük katkı sağlamıştır. Osmanlı Dönemi’ndeki vakıf türlerinden biri de Nukud Evkafı olarak bilinen para vakıflarıdır. XVI. yüzyılda para vakıfları ile ilgili olarak Osmanlı’da ulema arasında yaşanan tartışmalardan sonra para vakıflarının sayısında hızlı bir artış yaşanmıştır. XIX. yüzyılda Osmanlı coğrafyasının farklı yerlerinde birçok para vakfı kurulmuştur. Safranbolu’da da birçok para vakfının kurulduğu arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. Tescil edilen para vakıflarının vakfiyeleri Şer’iyye Sicillerine kaydedilmiştir. Para vakıflarından borç alan kişilerin borç para aldıkları vakıfların isimlerine de arşiv belgelerinde ulaşılmıştır. Bu çalışmada XIX. yüzyılda Safranbolu’nun merkez mahâllelerinde tesis edilen para vakıfları Safranbolu Şer’iyye Sicilleri’ne göre tespit edilerek Safranbolu’nun sosyal ve ekonomik hayatına katkıları değerlendirilecektir.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Selma Turhan SARIKÖSE

86 149
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 YAYGIN VE YEREL BASINDA KARDEMİR’İN KURULUŞ SÜRECİ

Türkiye’nin ilk ağır sanayisi olması sebebiyle, Kardemir Demir Çelik Fabrikaları’nın kurulması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasında ve sanayileşmesinde önemli bir yere sahip olmuştur. 1923 yılında Cumhuriyetin kurulmasıyla başlayan sanayileşme ve endüstrileşme hareketinin bir ürünü olan Kardemir Demir-Çelik Fabrikası, 3 Nisan 1937’de; İsmet İnönü’nün başbakanlık döneminde kurulmuştur. ‘Fabrikalar kuran fabrika’ olarak değerlendirilen Kardemir’in kurulması, Türkiye’nin diğer büyük önemli tesislerinin kurulmasına da öncülük etmiş, adeta Türk ağır sanayisinin lokomotifi olmuştur. Bu pozisyonu sebebiyle Kardemir’in kuruluşu, başta Karabük olmak üzere, bölgede ve tüm ülkede büyük heyecan ve sevinç yaratmıştır. Bu heyecan, söz konusu dönemin en önemli kitle iletişim aracı olan gazeteler tarafından sayfalarına taşınmış ve kamuoyuyla paylaşılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’nin ilk ağır sanayii olan Kardemir Demir Çelik Fabrikaları’nın kuruluş sürecinin yaygın ve yerel basında nasıl yer aldığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında söz konusu (kuruluş) dönemde yayımlanan ulusal ve yerel gazetelerin ilgili sayılarına ulaşılarak çalışmaya konu haber ve yazılar incelenerek değerlendirilmiştir. Çalışmada, konuyla ilgili literatürden de faydalanılmıştır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Mustafa İnce

81 98
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2019 “MUHAMMED B. PIR ALI EL-BIRGIVÎ’NIN İZHÂRU’L-ESRÂR’I ILE SEYYID ALI BORLULU’NUN “ZUBDETU’L-EZHÂR” ADLI ESERININ MUKAYESELI İNCELENMESI”

Arapça’nın Anadolu’da gerek gerek öğreniminde gerekse öğretiminde oldukça önemli bir geçmişi vardır. Bu ecdadımızın İslam’ı din olarak kabul etmeleri ile başlamış günümüzde de devam etmektedir. Günümüzde yapılan çalışmalar daha çok eski eserlerin yeniden ele alınıp incelenmesi ya da sunumu şeklinde olmaktadır. Arapçanın öğrenilmesinde büyük öneme sahip gramer kurallarının öğrenimi ve öğretiminde günümüze kadar en etkin ve en güzel yöntemini bulmak için çalışmışlardır. Bu çalışmalarda esas hedefe konan en iyi yöntemi bulma arayışı, özellikle daha önce telif edilmiş eserlerin şerh edilmesi ya da telhis yapılması suretiyle gerçekleşmiştir. Bu çalışmalardan biri de İmam Birgivî’nin İzhâru’l-esrâr adlı eserinin Seyyid Ali Borlulu tarafından yazılan Zubdetu’l-ezhâr Şerhu İzhâr adı ile Şerh edilmesi örnek verilebilir. Her iki âlimin yaşadığı asırlarda yapılmış olan şerh ve telhisler, dil öğretimini çok daha bilimsel zemine oturmuş, eşsiz eserleri ile Arapça öğrenme-öğretmeye katkıda bulunmuşlardır. Bu çalışma, “Muhammed b. Pir Ali el-Birgivî’nin İzhâru’l-esrâr’ı ile Seyyid Ali Borlulu’nun “Zubdetu’lezhâr” Adlı Eserinin Mukayeseli İncelenmesi” başlığı altında iki eserin mukayesesi yapılarak, yöntemleri ve yaklaşımları ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Uluslararası Geçmişten Günümüze Karabük ve Çevresinde Dini, İlmi ve Kültürel Hayat Sempozyumu
UGGKS2019

Aladdin GÜLTEKİN

82 111
Subject Area: Agricultural and Biological Sciences Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English